Kitabı okurken bulabildiğim tüm kitapları alıp eve depolama isteği duydum. Her ne kadar macera gibi görünse de, sanırım bu kitabı konu açısından naif olarak nitelemek daha doğru olur. İnsanı gelecekle ve geçmişle ilgili düşünmeye sevk ediyor. Özeleştirinin ve kamusal eleştirinin kapılarını aralıyor. 1950’lerde geleceği düşünerek yazılmış bir eser olduğu için ilk sayfalarda anlamak zor olsa da sayfalar ilerledikçe her şey anlam kazanmaya başlıyor. Okunmasını kesinlikle tavsiye ederim.
Yazar, iş yerlerinde en çok ihmal edilen bir konu olan duygusal zekayı anlatıyor. Hem bireylerin hem grupların hem de örgütlerin duygusal zekalarının nasıl olduğunu, nasıl geliştirilebileceğini, nasıl değerlendirilebileceğini anlatmış. Hatta bunun şirketler açısından getirisi hem ekonomik hem de sosyal yaklaşımlar çerçevesinde açıklanmış. Yazarın değindiği tüm konular hangi alanda olursa olsun çalışma hayatında var olan herkes için oldukça önemli. Kitabın beğenmediğim özellikleri ise genel içeriğin kafada oluşturulmasının zor oluşu (konular çok parçalanmış) ve belki 200 sayfada açıklanabilecek bir konunun 400 sayfada anlatılarak uzatılmış olması.