Yazar, iş yerlerinde en çok ihmal edilen bir konu olan duygusal zekayı anlatıyor. Hem bireylerin hem grupların hem de örgütlerin duygusal zekalarının nasıl olduğunu, nasıl geliştirilebileceğini, nasıl değerlendirilebileceğini anlatmış. Hatta bunun şirketler açısından getirisi hem ekonomik hem de sosyal yaklaşımlar çerçevesinde açıklanmış. Yazarın değindiği tüm konular hangi alanda olursa olsun çalışma hayatında var olan herkes için oldukça önemli. Kitabın beğenmediğim özellikleri ise genel içeriğin kafada oluşturulmasının zor oluşu (konular çok parçalanmış) ve belki 200 sayfada açıklanabilecek bir konunun 400 sayfada anlatılarak uzatılmış olması.
Beslenme hakkında okuduğum en ayakları yere basan kitap diyebilirim. İçerisindeki çoğu bilgi akla ve mantığa uygun. Abartılmış bilgiler yok. Otoriterlerin kabul ettiği bilgilere yer verilmiş. Doğru bildiğimiz yanlışları anlatırken, bu yanlış bilgilerin neden yayılmış olabileceği ile ilgili fikirler de sunuyor. Bu açıdan yazar oldukça ikna edici. Aynı zamanda kitabın çevirisi oldukça profesyonel şekilde yapılmış, okurken hiç kafa karışıklığına sebep olmuyor. Dili ise oldukça akıcı.
Stephan Hawking’in hayat hikayesinde çıkarılacak pek çok ders var, özellikle akademisyenler için. Bunları onun cümlelerinden okumak insanı derinden etkiliyor. Bunun yanı sıra akademik çalışmalarından bahsettiği kısım ise insanda büyük bir merak uyandırıyor.