Kitabı bitirdikten sonra hissettiğim şey, saygı ile mesafe arasında bir yerde duruyor.
Roman; sevgi, merhamet, insan onuru ve “hayata tutunma” gibi temaları, toplumun kıyısında kalmış karakterler üzerinden anlatıyor. Özellikle Momo’nun anlatımıyla yoksulluğun, yalnızlığın ve aidiyet arayışının iç içe geçtiği bir dünya kuruluyor. Yer yer sıcak, yer yer sarsıcı; kimi zaman da ironik bir dil hâkim.
Buna rağmen, metnin bazı bölümlerinde tekrar hissi ve duygusal yoğunluğun zaman zaman tekdüzeleşmesi bende beklediğim etkiyi tam olarak yaratmadı. Anlatının gücünü teslim etmekle birlikte, benim için mesafeli kaldığım bir okuma oldu.
Yine de insan ruhuna ve “sevme biçimlerimize” dair düşündüren, kendine özgü bir roman. Kısaca, güzel ama herkeste aynı etkiyi bırakmayabilir.
“… En çok korktuğu şey hayaldi. Bu ikiyüzlü yol arkadaşı, bir bakıma dost, bir bakıma düşman; inanmadığın zaman dost, tatlı akışına kapılıp gittiğin zaman düşman.”