“Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.”
Kitap beni daha ilk sayfalardan içine aldı; okurken elimden bırakmak istemedim. Cihan Harbi’nin gölgesinde yaşanan felaketler, acılar ve unutulmaz bir esaret destanı son derece etkileyici bir dille anlatılıyor. Okurken hem hüzünlendim hem de heyecanla sayfaları çevirdim. Kitap bittiğinde içimde tuhaf bir boşluk kaldı; Bekir’in hikâyesi hiç bitmesin, ben de okumaya devam edeyim istedim. Son sayfadaki Bekir Ağa’nın siyah beyaz fotoğrafı ise bütün bu duyguları daha da derinleştirdi. Bu kitapla birlikte Nurullah Genç ‘in Omuzlarımda Dünya adlı eseri de artık mutlaka okunacaklar listemde.