Ana-babalar kendilerinin çocuklarına yansımalarını istiyorlar. Kendilerinden geçen bir baş hareketi, bir konuşma tarzı fark ettiklerinde rahatliyorlar. Eğer ortak noktalar yoksa, çocuk gerçekten yabancıysa, onu beslemek, giydirmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama onu sevmiyorlar. Dönüştürücü bir sevgi duyamıyorlar.
...
Ana-babamın evini beni içeren bir kabuk olarak düşünürdüm. Ben fantastik bir yaratıkmışım, şimdilik burası benim için en uygun çevreymis, yeterince isı ve besinle dolduktan sonra kabuğu kırıp dışarı fırlayacakmisim. Geceleri yatağımda bütün evin benimle birlikte soluk alıp verdiğini hissederdim. Damdaki kiremitler,tuğlalar, doğramalar, su boruları, hepsi benim özel ritmime tabiydi. Hali döşeli bir yumurtanın içindeki canavardım.