“Özür dilerim" dedi arkasını dönerken. "Çok özür dilerim. Pek beceremiyorum bu işi Willem.”
“Ne demek istiyorsun?” demişti Willem onu tekrar kendine çevirerek. "Gayet de iyisin" deyince, Willem'in ona kızmadığı nı anlamanın rahatlığıyla dizlerinin bağı çözülmüştü.
"Senden hoşlanıyorum diyorum" dedi Willem sabırla. Karşılık vermeyince de, "Bana o kadar da tuhaf gelmiyor Judy Bunca yıl sen benim hakkımda hiç böyle hissetmedin mi?"
"Hayır" cevabını yapıştırınca Willem gülmüştü. Ama şaka yapmıyordu. Kendisini Willem'le birlikte düşünecek bir kibre büyüklüğe asla ve katʼa kapılamazdı. Kaldı ki Willem için hayal ettiği kişi kendisi değildi.
“Ben çıkıyorum" der gülümseyerek, Willem ise başını sallar. "Gitme" der, "Gitmem lazım" diye cevap verir, Willem "Beş dakika daha" diye ısrar eder, o da "Beş dakika" der. Sonra Willem yorganı aralar, o altına girer, sırtını Willem'e dayayıp gözlerini kapatarak Willem'in ona sarılmasını bekler, sonsuza dek orada kalmayı hayal eder.
“Sahtelikler üzerine bir hayat sürse de kendisi göremediği halde Jude'un görebildiği değişmez bir özü bulunduğunu, sanki Jude ona tanıklık ettikçe gerçek kalabildiğini hissediyordu