“…Willem'in yanında uyanacağı her sabah için, Willem'in ona gösterdiği sevgi için, yanında olmasının huzuru için katlanabilirdi.
Willem'in varlığına muhtaçtı
Willem onun çipasıydı ve ona tutunuyordu, ne kadar bencilce davrandığını hiç aklından çıkarmasa da.”
"Andy" derken sesinin yalvarır gibi çıktığının farkında, "lütfen söyleme ona. Lütfen söyleme. Söylersen terk eder beni."
…
"Onu da çok ilgilendiriyor. Bir insanla ilişki içinde olmak bu demektir, almıyor mu bunu kafan hâlâ? Canının istediği şekilde davranamayacağını anlayamıyor musun? Kendine zarar verirsen ona da vermiş olacağına kafan basmiyor mu?"
Willem “Ben kendime bunu yapsam nasıl hissedersin Jude?" diye soruyor, o ise "Aynı şey değil Willem" diye cevap veriyor; Willem "Nedenmiş?" dediğinde “Çünkü sen, ben değilsin Willem. Sen hak etmiyorsun" diye karşılık veriyor, Willem "Ha yani sen hak ediyor musun?" diye sorduğunda ise, söyleyecek sözü yok, en azından Willem'in yeterli bulacağı bir sözü yok.
Zavallı JB" dedi Jude. "Bir an beyni infilak edecek sandım." İç geçirdi. "Ama anlıyorum onu. O hep sana âşıktı Willem”
…
Kıskanmıştı JB: Jude'a çekim duyuyordu, duymuyor değildi, mantıksız olduğunun ve biraz da bencillik ettiğinin farkındaydı, ama Willem'in onu değil de Jude'u seçmiş olmasına kırıldığını Willem'e söylememesi de samimiyetsiz olacaktı.