Irvin Yalom ile dolayısıyla Günübirlik Hayatlar ile lise üçüncü sınıfta matematik öğretmenimin bana önerip, bu kitabı ödünç vermesiyle tanıştım. Normalde okuduğum bir kitabı tekrar okumak gibi bir düşüncem olmamasına rağmen 9yıl sonra bu kitabı tekrar okumak istedim.
Bu okuyuşumda o liseli kızdan farklı bir bakış açısıyla, notlar alarak okudum. Irvin Yalom’un akıcı ve herkesin anlayabileceği şekilde anlaşılır dilinin yanı sıra hasta-doktor ilişkisini belli bir seviyede tutarak ve terapi yöntemlerini tam anlatmadan okuyucunun hayal gücüne bırakması benim bakış açımı epeyce değiştirdi. Kitabın ilk bölümlerinde “ -eee nasıl bir yöntem izledi, nasıl bu sonuca ulaştı?” diye düşünüp yer yer yazara kızarken, ilerleyen bölümlerde “acaba bu soruna nasıl bir yöntem uygulanır?” diye düşünmeye başladım.
Kitapta bizden ya da birbirilerinden farklı ırktan hastanın günübirlik sıkıntılarının olduğunu, bu sıkıntılarımızın evrensel olduğunu ve kitapta gördüğümüz gelişim yöntemlerini kendimize de uyarlayabileceğimizi fark ettim.
Kısacası iyi ki bu kitabı tekrar okumaya karar vermişim. Bana yıllar sonraki bakış açımın nasıl değiştiğini gösterdi.
Ve en sevdiğim alıntı kitabın son sayfalarından;
“O halde sana ait olan bu ufak zaman diliminde Doğa ile uyum içinde geç ve memnuniyet ile tamamla yolculuğunu. Tıpkı olgunlaşan bir zeytinin düşerken kendisini yaratan doğaya ve üstünde büyüdüğü ağaca şükran duyması gibi.”
Herkese iyi okumalar.