Irvin Yalom ile dolayısıyla Günübirlik Hayatlar ile lise üçüncü sınıfta matematik öğretmenimin bana önerip, bu kitabı ödünç vermesiyle tanıştım. Normalde okuduğum bir kitabı tekrar okumak gibi bir düşüncem olmamasına rağmen 9yıl sonra bu kitabı tekrar okumak istedim.
Bu okuyuşumda o liseli kızdan farklı bir bakış açısıyla, notlar alarak okudum. Irvin Yalom’un akıcı ve herkesin anlayabileceği şekilde anlaşılır dilinin yanı sıra hasta-doktor ilişkisini belli bir seviyede tutarak ve terapi yöntemlerini tam anlatmadan okuyucunun hayal gücüne bırakması benim bakış açımı epeyce değiştirdi. Kitabın ilk bölümlerinde “ -eee nasıl bir yöntem izledi, nasıl bu sonuca ulaştı?” diye düşünüp yer yer yazara kızarken, ilerleyen bölümlerde “acaba bu soruna nasıl bir yöntem uygulanır?” diye düşünmeye başladım.
Kitapta bizden ya da birbirilerinden farklı ırktan hastanın günübirlik sıkıntılarının olduğunu, bu sıkıntılarımızın evrensel olduğunu ve kitapta gördüğümüz gelişim yöntemlerini kendimize de uyarlayabileceğimizi fark ettim.
Kısacası iyi ki bu kitabı tekrar okumaya karar vermişim. Bana yıllar sonraki bakış açımın nasıl değiştiğini gösterdi.
Ve en sevdiğim alıntı kitabın son sayfalarından;
“O halde sana ait olan bu ufak zaman diliminde Doğa ile uyum içinde geç ve memnuniyet ile tamamla yolculuğunu. Tıpkı olgunlaşan bir zeytinin düşerken kendisini yaratan doğaya ve üstünde büyüdüğü ağaca şükran duyması gibi.”
Herkese iyi okumalar.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom
Annemin Uyurgezer Geceleri hem 2026 yılının hem de Ayfer Tunç’un okuduğum ilk kitabıydı. Kitap dili açısından inanılmaz akıcı, sade ve okurun kafasında hiçbir soru işareti kalmayacak kadar anlaşılır bir şekilde olayların bağları sağlam kurulmuştu.
Hikaye Şehnaz’ın dilinden, bazen yorumlarını katarak bazen de duygularını katarak E.’ye olan (bence aşk değil, kesinlikle içindeki birine bağlanma ihtiyacı) vazgeçilmez aşkı, E.’ye olan aşkından duyduğu pişmanlıktan dolayı Eyşan’a karşı suçluluk duygusundan kaynaklanan nefreti ve kıskançlığı, birbirinden karakteri ve hayata bakışı tamamen farklı iki kadının (annesi ve anneannesi) hikayesini anlatıyor.
Kitabı okumayı düşünenler için çok fazla bilgi vermek istemiyorum ama pişman olmayacaklarını ve yaşananlara karşı yeni bir bakış açısı edineceklerini garanti edebilirim.
Kendim içinde Ayfer Tunç’un çok daha fazla kitabını okuyacağımı garanti ediyorum.
İyi okumalar… Annemin Uyurgezer GeceleriAnnemin Uyurgezer Geceleri
Sema Soykan Öncelikle herkese merhabalar,
Böyle güzel hikayelerle donatılmış, okurken eğiten, elimden düşüremediğim kitaplar okurken ne kadar zevk alıyorsam kitap bitince de o kadar üzülüyorum. Sanki evimde çok sevdiğim insanları ağırlamış, onlarla güzel sohbetler etmişim de biraz önce kapıdan yolcu etmişim, hüzünlenmişim gibi oluyorum. Aynı Sema Soykan'ın okuduğum diğer romanlarındaki o hisler gibi... Bu kadar acıyla zorlaşmış bir konuyu, güzel bir hikayeyle harmanlamış, yalın anlaşılır bir dille okuyucuya sunması anlatılabilir gibi değil, herkesin bu tada kendisinin varması gerektiğini düşünüyorum.
Kıbrıs acılar adası. Okurken dayanamadığımızı (ki Sema Soykan'ın yazarken kısa kestiği, derinlere çok inmemeye çalıştığına inanıyorum) insanlar kaç yıl yaşamış, ne acılar, ne ağıtlar, ne yaşam öyküleri varmış. Bir de sesini duyuramayanlar buna vakti olmayanlar... Kıbrıs'ta kime dokunsan yaralı, acılı... Türk'ün Türk'ten başka kardeşi yokmuş ama biz birbirimize kenetlenirsek de bizi yıkacak güçte yokmuş.
Sema Soykan'ın Belki adlı romanı Kıbrıs'ın kendi çıkarları doğrultusunda şaşırılmayacağı gibi başta İngilizlerin kışkırtmalarıya yıllarca yan yana can cana yaşamış Türkler ve Rumların düşman haline gelişini, birbirlerinin canına kastetmelerini, Türklere yapılan amansız işkenceleri, Kıbrıs'ın nasıl Kıbrıs olduğunu, bir vatanı korumak için verilen mücadeleyi bizlere anlatıyor. Anlatıyor ki şimdi hor kullandığımız topraklar için zamanında direnen, savaşan insanlarımızı, askerlerimiz, o küçük yaşta öldürülmüş bebeklerimizi, Belki aynı İstiklal Marşımızda dediği gibi;
"Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı" unutmayalım diye.
Yazarımız bize bunları aktarıyor ki herkes tarihini, geçmişini, kendinin olmasa bile etrafındaki
Veda Ayşe Kulin Veda isimli eserinde Osmanlı'nın son döneminde yaşayan son Maliye Nazırı Ahmet Reşat Paşa'nın ailesinin yaşamını ele alarak o dönemdeki aile ve toplum yaşayışını, işgal döneminde halkın direnişini ya da direnemeyişini, askerlerimizin unutulmayacak, hafife alınmayacak fedakarlıklarını basit bir dille anlatmaktadır.
Kitaptaki karakterlerin her biri o kadar güzel betimlenmiş ki, okurken karakterlerin iç dünyasına kolayca girebiliyorsunuz ve hemen aranızda bir bağ oluşabiliyor. (Hatta bir ara onlara fikir vermek, dertleşmek ve onlarla ne kadar gurur duyduğumu söyleyebilsem ne kadar güzel olurdu diye düşündüm.) Kitapta fark ettiğim diğer bir nokta da kadınların düşünce yapısının yavaş yavaş değişmeye başlaması ve bu değişimin süreçlerinin anlatılmasıydı. Kadınların sadece evde oturup hanımlık yapmak dışında birçok şey yapabileceklerinin anlatılması, kadınların doğru eğitimle bir sürü başarılı işler yapabileceğinin vurgulanması gururumu okşadı.
Bireysel yorum yapmam gerekirse favori karakterlerim vatan sevgisini her şeyden önce tutan, eşitliği savunan, gözü kara Azra ve vatanı için canını, ailesini yok sayan, bir şey yapmadan boş oturmanın vatana ihanet olarak düşünen ve bu uğurda canını veren Kemal'dir. Tabi daha bilmediğimiz ne kahramanlarımız vardır.
Kısacası ben bu kitabı bu kadar geç okuduğum için ağır pişmanlık duyuyorum ve bir an önce kitabın diğer serilerine geçmek için heyecanlanıyorum. Size de şiddetle öneriyorum.
İyi okumalar herkese. Ayşe Kulin
Botter Apartmanı’nı okurken bir büyü sardı beni…
Kitaptaki her mekanın bir anlamı, bahsedilen her karekterin bir geçmişi,öyküsü, derini vardı. Yazarı bu kadar farklı kişilikleri, olayları bu kadar yalın, açık bir dille anlatabildiği için tebrik ederim. Kitabı okurken karekterler nerede birbirine bağlanacak diye düşündüm, kendimce hep bir sonraki adımı hayal ettim. Kuşkusuz okuması çok haz verici bir kitaptı. Kitapta tek hoşuma gitmeyen kısım; son birkaç bölümü oldu. Kitabın son bölümüne varmadan birkaç bölümde anlatılan olay konudan bağımsızdı. Bence daha farklı olay örgüleriyle konu finale bağlanabilirdi.
Yine de herkese iyi okumalar diliyorum. Botter ApartmanıAyşe Övür