Şefkat, insan doğasının en önemli formlarından biridir. Bizi hem kişiler arası hem de toplum olarak birbirimize bağlar. Şefkat bizim başkalarıyla paylaşmamızdır; bu duygu, yardımsever
davranışları motive eder ve hayatın bizde açrığı yaraları iyileştirir. Dostluk bağıdır ve bize yanlış yapan insanları bağışlamamıza yardım eder. İki çeşit şefkat vardır: Diğerlerine ve kendimize
karşı beslediğimiz şefkat. Duygusal olarak ihmal edilmiş kişilerde birincisine çok fazla rastlanırken, ikincisi çok az görülür. Diğerlerinin zayıflıklarına ve kusurlarına en azından yüzeysel olarak çok bağışlayıcı yaklaşırlar. Diğer insanlar onlarla kolayca konuşabilir çünkü yargılamazlar ve koşulsuz kabul ederler. Ancak mesele kendilerine geldiğinde aşırı derecede yargılayıcı ve
mükemmeliyetçi olurlar. Başkalarında kolayca hoşgörü gösterecekleri bir zayıflığa kendileri söz konusu olduğunda çok fazla kızarlar.
bir sosyopada uğraştığınızı gösteren en güvenilir kanıt, siz kasıtlı olarak incitmesi ve daha sonra da sanki yanlış hiçbir şey yapmamış ve siz hiç incinmemişsiniz gibi normal davranmasıdır. Bir kişi size bunu tekrar tekrar yapıyorsa, bir sosyoparl:
karşı karşıya olduğunuzu düşünebilirsiniz.
Bir çocuğun duygularına ve ihtiyaçlarına ebeveynleri tarafından önemsiz muamelesi yapılırsa, kendisinin kişisel bir parçası derinden reddedilmiş olur. Kişinin bu parçası odadaki fıl
gibidir. Hiç kimse onu görmek ya da ondan bir şeyler duymak istemez ancak yine de onun en çok olan parçasıdır. Bu çocukların pek çoğunun ailede adapte olabilmesi, iyi anlaşabilmesi ve
büyüyebilmesinin tek yolu inkâra dahil olmak ve onların duygusal benliği hiç var olmamış gibi davranmaktır. İhmal edilmiş çocukların içlerinde; kendileri, kendilerine duydukları sevgi ve
diğerleriyle duygusal bağ kurma yeteneğiyle ilgili boşluk hissiyle büyümüş olduğundan hiç şüphe yoktur.
İşkolik ebeveynler uzun saatler boyunca çalışırlar, işlerine çok fazla düşkündürler ve çocuklarının
duygularıyla ihtiyaçlarına yeterince dikkat etmezler. (İşleri daha kötüleştiren, işkoliklerin çocuklarının, başarılı ebeveynleri, çok
fazla paralan ve güzel şeyleri olduğu için diğerlerinin daha az sempatisini kazanmalarıdır.) İşkolik ebeveynler ilk sıraya işlerini koyarak çocuklarına, onların duygularının ve ihtiyaçlarının daha az önemli olduğu mesajını iletirler. (Çocuğun kendini değerli hissetmesine engel olur.) Çocuklarının başarılarında ve zaferlerinde akcif şekilde rol almada yetersiz kalarak, farkında
olmadan çocuklarına bu başarıların önemli olmadığı hissini yaşatırlar. (Öz-değere zarar verir.) Bazı çocuklar okulda yaramazlık yaparak ya da alkol ve uyuşturucu kullanarak ebeveynlerinin dikkatini çekmeye çalışırlar. Diğerleri yetersiz öz-değer ve özsaygı ile büyürler. Kendilerini ayrıcalıklı, hiçbir şeyden mahrum bırakılmamış olarak gördükleri için kendi içlerinde yaptıkları muhakemede kendilerini suçlarlar. Düşük öz-değer, özsaygı ve kendini suçlama hızlı bir şekilde depresyona yol açar