Bir de İstanbul'a geldim ki: Bütün çarşı pazar Nâradan çalkanıyor! Öyle ya... Hürriyet var! Galeyan geldi mi mantık savuşurmuş... Doğru: Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru. Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının; Kafalar tütsülü hulyâ ile, gözler kızgın. Sanki zincirdekiler boşanıp hep zincirden, Yıkıvermiş de tımarhâneyi çıkmış birden! Zurnalar şehrin ahâlîsini takmış peşine, Yedisinden tutarak tâ dayanın yetmişine! Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli, En ağır başlısının bir zili eksik belli! Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük. Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o sarı gözlerinin nuru görünse...