"Bak" dedi birden Arkadiy, "kuru bir akağaç yaprağı koptu ve yere düşüyor; hareketleri aynı kelebeğin uçuşuna benziyor. Tuhaf değil mi? En hüzünlü ve ölü bir şey, en neşeli ve canlı şeye benziyor."
"Ama onun yetişme tarzını, yaşadığı dönemi unutma" dedi Arkadiy.
"Yetişme tarzı mı?" Dedi Bazarov. "Her insan kendini yetiştirmelidir. Beni al örnek olarak... Döneme gelince, neden ben döneme bağlı kalacakmışım? O bana bağlı olsun daha iyi. Hayır, birader, bunların hepsi kendini bırakmışlık, saçmalık!"
Kitabın önsözünü geçmeyin! Kitaba başlamadan anlatılanlara en azindan bir göz gezdirin. Yazarin hayatı hakkinda bilgi sahibi olmak, yazarin aslinda neden boyle bir kitap yazdığını daha net anlamanızı sağlayacak.
Kitapta her karakterde yazar sanki kendiyle tartışıyordu. Bilmiyorum en azindan ben okurken böyle hissettim. İntihar etmeyi düşünüp intihar etmemeye kendini ikna etmeye çalışıyor gibiydi sanki, "öteki" karakteriyle insanlarin iyi olduğuna inandırmaya çalışıyordu kendini sanki... Yazarin isyanıyla da kitabı kapatıyorduk.
Savaştan döndüğünde karşılaştığın hayat cidden böyle mi hissettirdi Borchert? Kalbin kırık mı ayrıldın yoksa bu dünyadan?
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma