İpek Dadakçı

İpek Dadakçı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.·
2026 22. kitabı
Shahrnush Parsipur
7.1/10 · 2.169 okunma
Reklam
8/10
·400 syf.··
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 10:56
On yedinci yüzyılda bir askere Finlandiya’nın çoğunlula büyük ormanlar ve bataklıklardan oluşan kırsalında bir arazi veriliyor, asker bu arazide kendisine bir kulübe inşa edip küçük de bir tarım alanı oluşturuyor ve hikaye başlıyor. “Miras Toprak” on yedinci yüzyıldan günümüze, yirmi birinci yüzyıla dek bir ailenin ya da bu arazide yaşayan insanların hikayesini anlatıyor. Zaman geçiyor, insanlar doğuyor, evleniyor, ölüyor, tüm bu süre zarfında toprak da bir yanıyla aynı kalsa da bir yanıyla insanların hikayelerine paralel olarak değişiyor ve belki de en önemlisi insanların bu toprakla ve daha genel olarak doğayla ilişkisi de dönüşüyor. İşte bu kitap da dört yüzyıla yayılan bir aile hikayesini anlatıyor ama aynı zamanda değişen zaman ve insanlarla beraber değişen toprağı ve ikisinin bağını işliyor. Romanın iki yanını çok beğendim. Birincisi, geçen zamanla beraber değişenleri hikayeye çok güzel serpiştirmiş yazar. Fantastik unsurları ilk bölümde daha çok yerel inançları aktarmak maksadıyla kullanmış. İlerleyen zamanlarda batıl inançların yerini daha rasyonel yaklaşımların almasıyla beraber bunlar bir nevi rivayete, halk destanına dönüşmüş. Aynı dönüşümü aile bağları, toplumsal roller ve ilişkiler gibi farklı detaylarda görmek de mümkün. İkincisi ise, farklı bölümlerde mektup, içsel monolog gibi farklı anlatım tekniklerini de kullanan yazar karakterlerin seslerini ayrıştırma konusunda gayet iyi bir iş çıkarmış. Daniel Mason’ın “Kuzey Ormanları”na çok benziyor kitap. “Miras Toprak”ı da sevdim ancak “Kuzey Ormanları”ndan etkilendiğim kadar etkilenmediğimi de söylemem gerek. Mason’ın kitabını okuduktan sonra zamana, dünyaya, dokunduğum ağaca, doğaya bakışım üzerine çok düşünmüştüm, bu kitap aynı hissiyatı uyandırmadı. Sanırım bunun nedeni Mason’ın hikayelerini bağlayan
Miras ToprakMaria Turtschaninoff · Timaş Yayınları · 202619 okunma
8/10
·160 syf.··
2026 17. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 15:59
Şilili yazar Maria Luisa Bombal’in 1938 yılında yayımlanan kült eseri “Kefenli Kadın” ölen bir kadının içsel monoloğundan oluşuyor. Anlatıcımız cenazesinde tabutta yatarken başlıyor geriye dönüp hayatını bize özetlemeye; defnedilene kadar kısa bir film şeridi ya da hayatına dokunan, kendisinde iz bırakan insanların resmi geçidi misali okuyoruz biz de. İlk aşkından başlıyor anlatmaya anlaşılır şekilde; ilk kalp kırıklıkları, ilk heyecan ve kaçınılmaz olarak ilk ayrılık. Sonra eşi ve evliliği; burada kadın-erkek ilişkilerinin farklı dinamikleri, evliliğin farklı işleyişleri, bunun getirdikleri. Derken çocukları ve onların yaşadıkları. Bir cenaze töreninde tüm bunlar gözümüzün önünden akıp gidiyor. Hayatının merkezindeki herkesle ve tüm olaylarla hesaplaşıyor sanki. Hayal ya da sayıklamalarla gerçeğin arasındaki sınır oldukça flu; anlatıcımız anlatırken arada ölüm ya da öteki dünya da ‘gel, gel’ diye çağırıyor onu. Latin Amerika edebiyatının kült eserlerinden sayılıyor metin. Nitekim gerek fikir gerekse büyülü gerçekçiliğin kullanımı açısından zamanının çok ilerisinde, sonraki muhteşem eserlere öncül diyebiliriz. Bir kadının duygu dünyasını merkeze alması ayrıca hoş. Bu arada yazar oldukça tutkulu bir karaktere sahip, bundan ötürü de ilginç olaylar geçmiş başından; bu karakterinin izleri de yansımış tabii ki metne. Yazarın dili sade, anlatımı akıcı. Hoşuma gitti. Belki daha önce okumadığınız bir şey yok ama bir kadının böyle samimi ve gerçekçi içini döküşü, keşke’leri, hayalleri ve hayal kırıklıkları, sevdikleri, unutamadıkları, affettikleri ve affetmedikleri, kısacası tüm insani ve gerçekçi yönleriyle iç dünyasını okumak keyifliydi. Yalnızca çocukları konusunda, onların kendi ilişkileri ve hayatlarındansa kadının onlarla ilişkisini okumak isterdim ben; sezdiğimiz
Kefenli KadınMaría Luisa Bombal · Dedalus Kitap · 202691 okunma