“Toprağa ve Güneşe Saldırmak” Cezayir’in sömürgeleştirilmesi esnasında yaşananları anlatan çok ama çok iyi yazılmış bir kısa roman. 1840’ları, Cezayir’in Fransa tarafından işgal edilmesinden yaklaşık on yıl sonrasını anlatıyor Mathieu Belezi ve iki koldan ilerletiyor hikayeyi: Bir koldan, kendilerine ait bir toprak parçasına sahip olabilmek umuduyla, tarım kolonisi kurmak üzere Afrika’ya gelen yoksul Fransızların hikayesini okuyoruz. Diğer koldan ise bir grup Fransız askerin gözünden kıyıma, katliamlara tanık oluyoruz.
Tarım kolonisi kurmak üzere Cezayir’e gelen Fransızları oldukça çetin şartlar bekliyor: salgın hastalıklar, Arap direnişçilerin saldırıları, yabancı iklimin koşulları ve yoksullukla mücadele ediyorlar. Askerlerin tarafında yaşananlar ise kan donduran cinsten ve yazar her şeyi tüm çıplaklığı ve sertliğiyle anlatıyor “Kan Banyosu” adını verdiği bu bölümlerde. Katledilen bedenler, tecavüze uğrayan kadınlar, yakılıp yıkılan köyler, evlerinden mağaralara kaçıp burada da dumanla boğulanlar…Akıl almaz bir vahşeti okuyorsunuz.
Sömürgeciliğin ne olduğunu her şeyiyle anlatıyor Belezi. Kitlelerin nasıl manipüle edildiğini; insanın insana nasıl ‘karşı taraf’ ya da ‘düşman’ haline getirildiğini ve o noktadan sonra ne kadar zalimleşebileceğini; yol yapmak, barış ya da ‘medeniyet’ getirmek adı altında yapılanları gözler önüne seriyor. Sömürgeciliğin bugün bile tabu olan, yüzleşmeye yanaşılmayan gerçeklerini sakınmadan anlatıyor, nitekim birkaç yayınevi tarafından geri çevrilmiş eser, şaşırtıcı değil.
Ancak yazarın anlattıkları kadar üslubuyla da çarpıcı olduğunu söylemek gerek. Yazarın kendine has, şiirsel, noktalama işaretlerini pek kullanmadığı anlatımı okurken insanın içine nüfuz ediyor. Buna anlatılanların ağırlığı ve gerçekliği de eklenince çok güçlü bir metin