Azeri yazar Sholeh Rezazadeh, İran’da doğup büyümüş, yirmili yaşlarında Hollanda’ya göç etmiş, kitaplarını da Hollandaca yazmayı tercih ediyor. “Gökyüzü Her Zaman Mordur” kendisinin ilk romanı.
Yazarın kendisi gibi, tek başına İran’dan Amsterdam’a göç etmiş bir kadını okuyoruz. Burada ikinci el eşya satan bir dükkanı olan anlatıcımız bir yandan dükkanına gelip giden insanları ya da yeni dünyasına girenleri, yeni ilişkilerini anlatıyor. Çağrışımlarla ilerleyen paralel anlatıda ise geçmişine götürüyor bizi ve İran’da geçen çocukluğunu, anne ve babasıyla yaşadıklarını paylaşıyor. Bu sayede pek uzun bir metin olmamasına rağmen, anlatıcımızı yakından tanıyor, hem onu yeni bir hayata sürükleyen geçmişini hem de bir göçmen olarak yaşantısını okuyoruz. Yazarın hikayeyi böyle iki koldan ilerletmesini çok sevdim, keza çağrışımlar da çok doğaldı.
Yazarın şiirsel bir dili var ve duyguları anlatımı çok etkileyici, tespitleri çok gerçekçi. Nitekim göçün ve göçmenliğin daha çok duygusal yönlerini ele alan bir roman bu. Yazar da yalnızlığı, hüznü, ayrılığı, bağ kuramamayı, özlemi öyle incelikli ve güzel anlatmış ki okurken etkilenmemek elde değil; karakterin hissettiklerini okurken ben de derinden hissettim. Keza yazarın doğa ve doğayla olan bağımıza dair cümleleri de öyle. Hollanda ve İran kültürlerini karşılatırmada zaman zaman klişeleşmiş, bu olmasa muhteşem bir roman olurmuş bence.
Son dönemde göçmenlerin sesini edebiyatta da daha çok duyar olduk, ben de çok seviyorum göç, kimlik, aidiyet konularında okumayı. Kadın hikayesi olduğunda daha da çok ilgimi çekiyor açıkçası. Yeni yazarların özellikle ilk kitaplarını okumayı da çok heyecan verici buluyorum, bunlar ilgimi özellikle çeken konularda yazılınca daha da heyecanlandırıyor tabii ki. Bu kitap da oldukça başarılı bir ilk