İpek Dadakçı

8/10
·144 syf.··
2026 24. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 11:50
Azeri yazar Sholeh Rezazadeh, İran’da doğup büyümüş, yirmili yaşlarında Hollanda’ya göç etmiş, kitaplarını da Hollandaca yazmayı tercih ediyor. “Gökyüzü Her Zaman Mordur” kendisinin ilk romanı. Yazarın kendisi gibi, tek başına İran’dan Amsterdam’a göç etmiş bir kadını okuyoruz. Burada ikinci el eşya satan bir dükkanı olan anlatıcımız bir yandan dükkanına gelip giden insanları ya da yeni dünyasına girenleri, yeni ilişkilerini anlatıyor. Çağrışımlarla ilerleyen paralel anlatıda ise geçmişine götürüyor bizi ve İran’da geçen çocukluğunu, anne ve babasıyla yaşadıklarını paylaşıyor. Bu sayede pek uzun bir metin olmamasına rağmen, anlatıcımızı yakından tanıyor, hem onu yeni bir hayata sürükleyen geçmişini hem de bir göçmen olarak yaşantısını okuyoruz. Yazarın hikayeyi böyle iki koldan ilerletmesini çok sevdim, keza çağrışımlar da çok doğaldı. Yazarın şiirsel bir dili var ve duyguları anlatımı çok etkileyici, tespitleri çok gerçekçi. Nitekim göçün ve göçmenliğin daha çok duygusal yönlerini ele alan bir roman bu. Yazar da yalnızlığı, hüznü, ayrılığı, bağ kuramamayı, özlemi öyle incelikli ve güzel anlatmış ki okurken etkilenmemek elde değil; karakterin hissettiklerini okurken ben de derinden hissettim. Keza yazarın doğa ve doğayla olan bağımıza dair cümleleri de öyle. Hollanda ve İran kültürlerini karşılatırmada zaman zaman klişeleşmiş, bu olmasa muhteşem bir roman olurmuş bence. Son dönemde göçmenlerin sesini edebiyatta da daha çok duyar olduk, ben de çok seviyorum göç, kimlik, aidiyet konularında okumayı. Kadın hikayesi olduğunda daha da çok ilgimi çekiyor açıkçası. Yeni yazarların özellikle ilk kitaplarını okumayı da çok heyecan verici buluyorum, bunlar ilgimi özellikle çeken konularda yazılınca daha da heyecanlandırıyor tabii ki. Bu kitap da oldukça başarılı bir ilk
Gökyüzü Her Zaman MordurSholeh Rezazadeh · Dedalus Kitap · 202529 okunma
Reklam
10/10
·216 syf.··
2026 25. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 16:32
Nefis, nefis bir roman bu. Sanırım bir süredir hem bu kadar etkileyen hem de bu kadar farklı ve iyi yazılmış bir kitap okumamıştım, nasıl iyi geldi! Noor Naga Mısırlı-Kanadalı bir yazar, Amerika’da doğup büyümüş, Kanada’da okumuş, şu an Mısır’da yaşıyormuş. “Bir Mısırlı İngilizce Bilmiyorsa”, yazarın kendisi gibi ailesi 80’li yıllarda Amerika’ya göç ettiği için burada doğmuş ama üniversiteden sonra Mısır’a yerleşmeye karar veren genç bir kadınla, kendisine bakan anneannesinin intiharı üzerine Mısır’ın ücra bir köyünden Kahire’ye gelen ve burada tutunmaya çalışan, yoksul ve evsiz bir genç adamın yollarının kesişmesiyle yaşananları anlatıyor kısaca özetlemek gerekirse. Amerikalı-Mısırlı kadın İngilizce öğretmenliği yapıyor, adam ise 2011 Mısır Devrimi sırasında fotoğrafçılık başta olmak üzere çeşitli işler yapmış fakat sonrasında ülkenin şartları onu mensup olduğu alt sınıfa mahkum etmiş adeta. Çok zengin bir roman bu. Naga bu hikayeyle neler anlatmıyor ki. Öncelikle Arap Baharı ve sonrasında Mısır toplumunun harika bir panoramasını çiziyor; tüm arka sokakları, en alt sosyoekonomik sınıfı, batıl inançları, kültürü, dogmalarıyla Mısır’ı resmediyor. Durrell’ın İskenderiye’sinde olduğu gibi Mısır’ın tüm sıcağını, tozunu hissederken hakikaten çok ilginç ve sadece ‘içeriden’ bir gözün aktarabileceği şeyler öğreniyorsunuz. Sonrasında böyle bir romandan beklenebileceği gibi, kimlik ve aidiyet sorgulaması ve bunlarla beraber -kesinlikle klişeleşmeden- kültürlerin karşılaştırılması var. ‘Batı’ ve ‘Doğu’ birbirine nasıl bakar, iki bakış açısının da handikapları nelerdir, ikisine de ait olamayıp arada sıkışıp kalmak nasıldır, görüyorsunuz. Dilin kültürle ve toplumla ilişkisini de yine atlamıyor yazar. Amerikalı kız ve Mısırlı adamın ilişkisiyle bir katman daha ekliyor ve bence bu
Bir Mısırlı İngilizce BilmiyorsaNoor Naga · Livera Yayınevi · 202478 okunma

İpek Dadakçı

, bir kitap okudu
10/10
·216 syf.··
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 16:32
·
2026 25. kitabı
Noor Naga
8.2/10 · 78 okunma