İpek Dadakçı

İpek Dadakçı

, bir kitap okudu
8/10
·256 syf.·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 12:04
·
2026 29. kitabı
Fernanda Trías
6.4/10 · 47 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·232 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 15:54
Magda Szabo’dan daha önce “İza’nın Şarkısı” ve “Kapı”yı okumuştum. Onlar da çok iyiydi ama “Yavru Ceylan” bambaşka bence. Her şeyden önce, bu nasıl bir gözlem ve analiz yeteneğidir, bunlardan hareketle nasıl bir karakter yaratmaktır! Sonrası, daha önceki Szabo kitapları için de aklımdan geçenler: Bu nasıl güzel bir anlatım; süsleyip püslemeden, böylesine sade ama aynı zamanda derinlikli yazıp, insanın içine işleyen nasıl gerçekçi bir roman bu! “Yavru Ceylan”, baştan sonra bir kadının, Ezster’in kronolojik açıdan karışık bir düzende içsel monoloğundan oluşuyor. Önceleri varlıklıyken sonradan yoksul düşmüş bir ailesi var Ezster’in, böyle olunca oldukça zor bir çocukluk geçiriyor ve bu hayatının geri kalanını ve karakterini şekillendiriyor. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesine denk geliyor çocukluğu; bu nedenle 1940’lar ve ardından 1950’ler Macaristan’ında yaşanan tarihi olaylar da arka planda karakterimizi şekillendiren toplumsal koşullar olarak karşımıza çıkıyor. Son derece etkileyici, akıllara kazınan, literatüre geçecek, bence karakter nasıl yaratılır dersi verecek nitelikte bir anti-kahraman yaratmış Szabo. Sevgisizlik, yaşından çok daha büyük sorumlulukları omzuna yüklenmek, çocukluğunu yaşayamamak, üstelik başka güzel çocukluklara tanık olurken erkenden büyümek zorunda kalmak ileride nasıl bir karakter yaratır, bunu muazzam çizmiş. Hırs, kıskançlık, haset, öfke, hatta aşağılık kompleksi bir ruhta nasıl birikir; masumiyetle, merhametle, aşkla nasıl çatışır ve bu çatışma insanın ruhunda nasıl tahribatlara yol açar, bunu fevkalade göstermiş. Derinden etkiledi beni bu kitap. Ezster, kesinlikle aklıma kazınan karakterlerden biri artık. Lütfen okuyun.
Yavru CeylanMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 2018676 okunma
6/10
·336 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 15:38
Daha önce “Yeşil Otağ”ı okuyup çok beğenmiştim. “Medeya ve Çocukları”nı ortalama buldum. Roman kısaca, aslen Kırımlı olan ama yeni nesli Moskova, Taşkent, Tiflis gibi farklı yerlere dağılmış, Rum asıllı Sinopli ailesinin hikayesini anlatıyor. Kurgunun odağında ailenin Medeya adlı bir kadın ferdi var. Medeya sağlık memuru olarak çalışan, geç denebilecek yaşta bir Yahudi dişçiyle evlenmiş ve hiç çocuğu olmamış biri. Ailenin Kırım’da yaşamaya devam eden tek üyesi aynı zamanda. Çok sayıda kardeşi ve yeğeni var; hepsi yılın farklı dönemlerinde Kırım’a Medeya’yı ziyarete geliyor bir yandan da bu sahil kentinde tatillerini geçiriyorlar. “Yeşil Otağ”ı okuyanları şaşırtmayacak bir roman “Medeya ve Çocukları”; zira tipik bir Ulitskaya romanı bu da. Yazarın eserlerinde genelde kullandığı yapı burada da var öncelikle: Bir sürü karakterin ferdi hikayeleri teker teker anlatılıyor, böylece büyük resim oluşturuluyor. Bir diğer deyişle mikro hikayelerden makro anlatı oluşuyor. Fakat ne yazık ki “Yeşil Otağ”daki o oya gibi işlenen, koca, haşmetli bir ağaç gibi dallanıp budaklanan, ustalıklı anlatım burara yok bence. Bu kitaptaki hikayelerin kimi gereksiz uzatılmış, kimiyse daha çok dillendirilmeyi hak ediyorken es geçilmiş. Misal, ben gerçeklikten hayli uzak ve çapraşık bir sürü ilişki yerine Kırım’ın tarihine, o kozmopolit dokusuna ya da Stalin dönemindeki nüfus transfer politikasına dair daha çok şey duymak isterdim. Yine Ulitskaya’da alışık olduğumuz üzere, SSCB’deki azınlıklara ses verilmiş: Rumlar, Tatarlar, Yahudiler. Ancak bu azınlıklar üzerinden Sovyet dönemi eleştirileri de yine “Yeşil Otağ”da olduğu gibi derinlikli değil. Yine de okuduğuma memnunum “Medeya ve Çocukları”nı. Ulitskaya’nın anlatımını ve karakterlerini seviyorum. Diğer romanları da çevrildikçe/basıldıkça
Medeya ve ÇocuklarıLiyudmila Ulitskaya · İthaki Yayınları · 202516 okunma