Magda Szabo’dan daha önce “İza’nın Şarkısı” ve “Kapı”yı okumuştum. Onlar da çok iyiydi ama “Yavru Ceylan” bambaşka bence. Her şeyden önce, bu nasıl bir gözlem ve analiz yeteneğidir, bunlardan hareketle nasıl bir karakter yaratmaktır! Sonrası, daha önceki Szabo kitapları için de aklımdan geçenler: Bu nasıl güzel bir anlatım; süsleyip püslemeden, böylesine sade ama aynı zamanda derinlikli yazıp, insanın içine işleyen nasıl gerçekçi bir roman bu!
“Yavru Ceylan”, baştan sonra bir kadının, Ezster’in kronolojik açıdan karışık bir düzende içsel monoloğundan oluşuyor. Önceleri varlıklıyken sonradan yoksul düşmüş bir ailesi var Ezster’in, böyle olunca oldukça zor bir çocukluk geçiriyor ve bu hayatının geri kalanını ve karakterini şekillendiriyor. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesine denk geliyor çocukluğu; bu nedenle 1940’lar ve ardından 1950’ler Macaristan’ında yaşanan tarihi olaylar da arka planda karakterimizi şekillendiren toplumsal koşullar olarak karşımıza çıkıyor.
Son derece etkileyici, akıllara kazınan, literatüre geçecek, bence karakter nasıl yaratılır dersi verecek nitelikte bir anti-kahraman yaratmış Szabo. Sevgisizlik, yaşından çok daha büyük sorumlulukları omzuna yüklenmek, çocukluğunu yaşayamamak, üstelik başka güzel çocukluklara tanık olurken erkenden büyümek zorunda kalmak ileride nasıl bir karakter yaratır, bunu muazzam çizmiş. Hırs, kıskançlık, haset, öfke, hatta aşağılık kompleksi bir ruhta nasıl birikir; masumiyetle, merhametle, aşkla nasıl çatışır ve bu çatışma insanın ruhunda nasıl tahribatlara yol açar, bunu fevkalade göstermiş.
Derinden etkiledi beni bu kitap. Ezster, kesinlikle aklıma kazınan karakterlerden biri artık. Lütfen okuyun.