·
Okunma
·
Beğeni
·
1.340
Gösterim
Adı:
Yavru Ceylan
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yavru Ceylan'ın kahramanı Ezster, kırsal Macaristan'ın acımasız koşullarında, yoksul düşmüş seçkin bir ailenin çocuğu olarak yetişmiştir. Hayatını aşağılanma ve yoksulluğu tanıdığı çocukluk yıllarından başlayarak, kronolojik olmayan bir dizi iç monologla anlatır. Hem toplumsal hem duygusal anlamda bir dışlanmayı yaşamış, ayakta kalmak ve sevgi için sürekli ama karşılığı alınmamış bir mücadele vermiştir. Şimdi zengin,başarılı, ünlü ve sevilen bir aktristir. Acılarının nedenini anlamak ve meydana çıkarmak için geçmişini didiklemektedir. Olaylara her şeyi yaşamış ve hiçbir şeyin kendisini şaşırtamayacağı biri gibi, rahatsız edici bir soğukkanlılıkla uzaktan baksa da, kalbinde her sözünün her hareketinin ortaya koyduğu tek bir duyguya yer vardır: hınç. İçine attığı ve bütün hayatına ölümcül bir zehir gibi bulaşan bir hınç. Sonunda yakaladığı sevgi de bu hınç tarafından gölgelenecektir.

Roman bize Ezster'in hikâyesi aracılığıyla -dünyanın o kesiminde yaşayan insanların birçoğu üzerinde yıkıcı etkileri olan, birçokları için karakter bozuklukları ve kişisel trajedilere yol açan- iki savaş arası yılların ve 1950'lerin Macaristan tarihi ve toplumunun canlı bir görünümünü sunar. Ezster karakterini oluşturan etmenler onu çevreleyen dünyayla bağlantılı olarak keşfedilir ve onun yaşadığı tarihsel ve toplumsal bağlamla ilişkilendirilir.
232 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10 puan
Magda Szabo'nun okuduğum dördüncü kitabı. Maalesef ki yazarın Türkçeye çevrilmiş başka kitabı yok. Bu sonuncusuydu.

''Assolistler hep en son çıkar sahneye'' sözünü doğrularcasına tamamen tesadüfi olarak son sırada okuduğum bu kitap, her biri birer şaheser olan okuduğum Szabo kitaplarının içinde bana göre ruhsal tahlil ve anlatım yönünden, en iyisi ve en doyurucu olanıydı diyebilirim.

Kitap, insana bir iç dünya ve duygu şöleni sunuyor. Bu yönden, çok kapsamlı ve doyurucu bir şekilde yazıldığından dolayı büyük keyifle okunuyor. Bir yandan bu harika kitabın finalini merak edip bir an önce bitirmek isterken, diğer yandan yaşattığı ruhsal ve duygusal dramatik şölen dolayısıyla çabuk bitmesin diye yavaş yavaş okumak istiyorsunuz. Yani insana böyle bir ikilem yaşatıyor.

Kitapta herhangi bir diyalog yok. Konu, sadece Ezster Encsy isimli bir kişinin, zaman sırasına uymadan dönüşlerle, kendi iç dünyasıyla birlikte çocukluğundan beri yaşadığı olayları anlatmasından ibaret. Yaşadığı tüm olayları, o andaki iyi ve kötü düşüncelerini, yapmak istediklerini, aklından geçirdiklerini tüm detaylarıyla muhteşem bir şekilde bir kişiye hitaben anlatıyor. Ama bu kişinin kim olduğu, kitabın ancak orta bölümünü geçtikten sonra ortaya çıkıyor.

Yazarın okuduğum dört kitabı da bir harikaydı. Her birinin ayrı bir özelliği vardı. Ama bu kitabı, bence ruha hitapta en doyurucu olanıydı.

Yoksul bir çocuğun, çocukluk yıllarından başlayıp, ünlü bir tiyatro aktristi oluncaya kadar geçen zaman içerisindeki her türlü şartlar da, nasıl güçlü ve sağlam durulduğunu gösteren, müthiş bir karakter olan Ezster Encsy 'nin, kolay kolay hafızalardan silinebileceğini sanmıyorum. Hele hele bu kişinin ömrü boyunca içinde taşıdığı kıskançlık duygusunun anlatımı muhteşemdi diyebilirim.

Sonuç olarak zaman sırasına uyulmaması dolayısıyla okurken biraz zorluklar yaşanıyor olsa da , büyük beğeniyle ve keyifle okuduğum bu kitabın okunmasını diğer Magda Szabo kitapları gibi herkese tavsiye ediyorum.
232 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bazen insanı kendisi değil de  yaşamın iyi ya da kötü koşulları şekillendirir. Kitabın kahramanı Eszter Encsy de bu kötü koşullarla şekillenen  insanlardan. Eszter Encsy,  yoksul sefil hayatıyla değersizlik  içinde çocuk yaşında mücadele eder. Çektiği tüm acılar onu fiziksel açıdan güçlü yaparken, duygusal açıdan acımasız  yapar. Öyle ki trajik olaylara bile bazen ağlarken bazen de  gülecektir. Kim bilir iyi bir tiyatro sanatçısı olması da bundandır. Hayatın her  kalıbına girecek kadar pismişliğinden...

  Yaşamın başka türlüsünü sınıf arkadaşı  Angela'da görür.  Her şeye sahiptir Angela. Etrafında pervane olan zengin  bir ailenin güzel  kızı. Tabiri caizse dünyaya prenses olarak gelenlerden. Bu iyi koşullar Angela'yı saf temiz ve iyi kalpli yaparken,  Eszter Encsy 'in sefil yaşamı ise  onu nefretle, kinle, hasetle, art niyet gibi duygularla yoğrulan  bir karakter yapar. 
      İşte kahramanımız Eszter Encsy, romanın daha  başında ölen sevgilisine  bu kötü koşullardaki hayatının üzerinde yarattığı, travmatik ve nevrotik duyguların sebeplerini, iç dünyasında neler hissettiğini  neler  düşündüğünü anlatır. Bir nevi Ruhsal çözümleme yapar.
Nazan Bekiroğlu'nun  " tepeden tırnağa çamursun  adem " dediği gibi içindeki tüm çirkinlikleri çamuru ortaya döker.

  Yıllar sonra Angela'nın sahip olduğu maddiyata hatta kocasına dahi sahip olur. Ama Angela'nın doğuştan sahip olduğu o değerlilik  hissine hiç bir zaman sahip olamamıştır ve bu nedenle  kopamamıştır geçmişten. Sevgilisini de o geçmişle arasında bir bağ olarak görmüş,  ölümüyle bu bağın koptuğunu da itiraf etmiştir.
  Çok yoğun bir kitap olması sebebiyle  kesinlikle okunmasını tavsiye ederim.
     Keyifli okumalar.
   

 
 
232 syf.
·1 günde·8/10 puan
Dilimize az sayıda kitabı çevrilen yazarlardan biri Magda Szabo. "Yavru Ceylan" 1959'da basılmış, yazarın ikinci kitabı. Kahramanımız yine bir kadın: Eszter Encsy. Anlatılan konular yazarın diğer kitaplarındaki konularla büyük ölçüde benzerlik taşıyor. Ancak anlatım tekniği biraz farklı bu sefer. Kahramanımız iç monolog tekniğiyle, bir mezar başında hayatını hatırlıyor ve ölü bir aşığa itirafta bulunuyor. Sevdiği adama hayatında söyleyemediği pek çok sırrı samimi bir şekilde itiraf ediyor. Okuyucu da sanki kitabı okumuyor, onu dinliyormuş gibi hissediyor. İlk başlarda okur konuyu anlamada biraz zorlanabilir çünkü zaman ve mekân düzleminde inanılmaz sıçrayışlar ve kopmalar var. Yazar çocukluk ve yetişkinlik yıllarını herhangi bir kronolojik sıra gözetmeden aklına o an geldiği gibi biraz da bilinç akışı tarzında anlatıyor.

Eszter'in hayatına dair ne varsa her şeyi onun ağızından bu itiraflar sayesinde öğreniyoruz. Fakir ama nispeten entelektüel bir ailede büyümüştür. İçinde bulunduğu şartlar kendisini zamanla hırslı ve bencil bir kişiliğe sürükler. Sürekli bir varoluş ve aşk mücadelesi içinde bulur kendini. Hem sosyal hem duygusal dışlanmışlık yaşar. Hayatındaki başarısızlıklarının en büyük sebebini kendinde değil yakın bir arkadaşı Angela isimli kızda görür. Angela Eszter'in kıskançlığının ve çekememezliğinin en büyük kaynağıdır. Çünkü Angela zengin, güzel, herkesçe sevilen ve takdir gören biridir. Bu yüzden ona karşı aşırı bir nefret besler. Eszter bu ezikliğinin etkilerinden hayatı boyunca kurtulamaz. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra tanınmış bir tiyatro oyuncu olur, artık hayatında hiçbir şey eksik kalmaz ama hayatındaki gerçek dostluklar ve ilişkiler çok eskilerde kalmıştır. Hayatta istediğimiz şeyler ya hep geç ya da istemediğimiz zaman gelir. Eszter'deki durum da aynen budur.

Eszter'in kişisel meseleleri ve psikolojik iç dünyasının yanında Macar toplumunun iki savaş arasında içinde bulunduğu durumu da görüyoruz. Savaş birçok yaşamı yok etmekle kalmıyor, aynı zamanda insanlar üzerinde tamiri imkânsız hasarlara da yol açıyor. İtiraflar ruha iyi gelirmiş derler, sanırım burada Eszter'in de yaptığı bu. Geçmiş hatalarının ve günahlarının affı için kendisini hiç duymayan birine içini açıyor. Bir nevi kendiyle yüzleşiyor. Her zevke hitap eden bir kitap mı bilmiyorum ama çok farklı bir kitap sizi bekliyor.
232 syf.
·25 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yavru Ceylan Magda Szabo’nun Türkçeye çevrilmiş ilk kitabıymış.1972 yılında E Yayınları tarafından yayımlanmış ilk kez.
Magda Szabo’dan okuduğum Kapı ve Iza’nın Şarkısı’ndan oldukça farklı buldum Yavru Ceylan’ı.Okuması, özellikle başlangıçta algılanması zor bir kitaptı.Karakterler kafanızda oturunca kolaylaşıyor okuma.İç monologlarlar şeklinde ilerleyen kitap, kötü geçmiş bir çocukluğun, güçlü bir aşkın ve takıntının hikâyesini anlatıyor.
Magda Szabo okumak her zaman zevk benim için.
232 syf.
·5 günde·8/10 puan
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Kronolojiye uymaksızın , bir aktristin kendi ağzından yaşadıkları anlatılmakta. Aynı zamanda o dönemde yaşanan savaş ve zorlukları da gözler önüne serilmekte.
Diğer iki kitabına göre okumakta zorlandığım bir kitap oldu. Zamanın karışık olması, karakterlerin isimlerine çok yabancı olmam (çoğu zaman kadın mı erkek mi diye düşündüm) okuma süremi de uzattı. Bu olumsuzluklarına rağmen okunmasını önerebileceğim bir kitap.
232 syf.
Canım Magda Szabó’nun okuduğum 3. Romanı, her okuduğumu bir öncekinden daha fazla beğendim. “İza’nın Şarkısı- “Kapı” “Yavru Ceylan”.

Kitaplar kapaklarıyla olduğu kadar isimleriyle de yargılanmamalı elbet. Şöyle ki isim bende arabesk bir çağrışımda bulunmuştu ancak yazarı tanıdığım için bu karantina günlerinde güçlü kadın kalemi Magda Szabo okumanın iyi geleceğini tahmin etmiştim.

Yine ana kahramanımız bir kadın; kitap sevgine yazılmış uzun bir mektup adeta; geçmiş ve bugün geçişleri müthiş başarılı, zamanın içinde sözcükler köprüler kurmuş. Eszter’in Histerik ve öngörülemeyen duygu ve tavırlarına; geçmişini ve davranışlarının nedenlerini muziplikle anlatmasından çok keyif aldım.

Kitabın son cümlesi “yine geleceğim” e ben de “yine okuyacağım! “ ile karşılık vermek isterim.
232 syf.
·Puan vermedi
Okuduğum en ilginç romanlardan biri oldu benim için. Kronolojik olmayan hikayeciklerden oluşması bir yana, anlamayı zorlaştıran bir iç dünya yaşayan ana karakter, kitabı oldukça tuhaf ama bir o kadar da hoşuma giden bir yapıya sokuyor. Bir an babasıyla bir anısını anlatırken hikayenin sonunda bir yumurta çaldığını söyleyip, bir sonraki alakasız hikayeye geçiyor, daha önce anlattığı hikayelerden hatırladıklarınızla yavaş yavaş daha fazla şeyi brbiriyle bağdaştırıyorsunuz.

Kısacası benim için eğlenceli ama okuması da oldukça zor olan bir kitap oldu. Dingin bir zihinle okumanızı tavsiye ederim.
232 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Magda Szaboyu iyi ki önerdiler bana da kalemini tanıma şansım oldu. Okuduğum en usta yazarlardan. Keşke daha uzun yaşasaydı ve daha çok yazabilseydi.
Sadece bir hikaye anlatmıyor, o hikayenin alt metninde Macaristan'ın Dünya savaşıyla yüzleşmesini, komünizmle tanışmasını, toplumsal çalkantıları ve acıları işliyor. Yalın bir dille, sezdirerek, duyumsatarak.
Anlatıcıyı, hikayenin baş karakterini ilk başta yadsıyorsunuz, hoşlanmıyorsunuz, kıskançlığı sizi soğutuyor kendisinden. Ama hikayenin devamında... Ah, neler neler geliyor başınıza!
Gerçekten okumaya çalıştım ama beni yoran bir kitap oldu. Sürekli farklı konulara atlanması, zaman kavramının iç içe olması beni zorladı. Okuma serüvenimde ilerleyip kendimi geliştirdiğimde umarım severek okuduğum bir kitap olur.
Kimsenin beni sevmemesi, bana göre dünyanın en doğal olayıydı, buna ne şaşırıyor ne de alınıyordum.
Magda Szabo
Sayfa 167 - YKY - Şubat - 2018
Yapılan bütün iyiliklerin arkasından, hep bir bedel ödenmesi gerektiğini hissetmişimdir ya da her iyilik geleceğe bir yatırımdır.
Magda Szabo
Sayfa 75 - Yapı Kredi Yayınları
Annemin hiçbir şey istemediğini söylemesine gerek kalmadan, ben biliyordum. O sadece yıllar önce ölmüş babamı isterdi ve önden babamın yürüdüğü, şimdi arkasından onu takip edeceği yolun hayalini kuruyordu.
Magda Szabo
Sayfa 67 - YKY - Şubat - 2018

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yavru Ceylan
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750826061
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Yavru Ceylan'ın kahramanı Ezster, kırsal Macaristan'ın acımasız koşullarında, yoksul düşmüş seçkin bir ailenin çocuğu olarak yetişmiştir. Hayatını aşağılanma ve yoksulluğu tanıdığı çocukluk yıllarından başlayarak, kronolojik olmayan bir dizi iç monologla anlatır. Hem toplumsal hem duygusal anlamda bir dışlanmayı yaşamış, ayakta kalmak ve sevgi için sürekli ama karşılığı alınmamış bir mücadele vermiştir. Şimdi zengin,başarılı, ünlü ve sevilen bir aktristir. Acılarının nedenini anlamak ve meydana çıkarmak için geçmişini didiklemektedir. Olaylara her şeyi yaşamış ve hiçbir şeyin kendisini şaşırtamayacağı biri gibi, rahatsız edici bir soğukkanlılıkla uzaktan baksa da, kalbinde her sözünün her hareketinin ortaya koyduğu tek bir duyguya yer vardır: hınç. İçine attığı ve bütün hayatına ölümcül bir zehir gibi bulaşan bir hınç. Sonunda yakaladığı sevgi de bu hınç tarafından gölgelenecektir.

Roman bize Ezster'in hikâyesi aracılığıyla -dünyanın o kesiminde yaşayan insanların birçoğu üzerinde yıkıcı etkileri olan, birçokları için karakter bozuklukları ve kişisel trajedilere yol açan- iki savaş arası yılların ve 1950'lerin Macaristan tarihi ve toplumunun canlı bir görünümünü sunar. Ezster karakterini oluşturan etmenler onu çevreleyen dünyayla bağlantılı olarak keşfedilir ve onun yaşadığı tarihsel ve toplumsal bağlamla ilişkilendirilir.

Kitabı okuyanlar 63 okur

  • Recep Şahin
  • Doğukan Kurtdere
  • şüheda
  • Suleyman Oguz
  • Fikret Selimoğlu
  • ipek
  • Mustafa Abanoz
  • Agalloch
  • Felek yılmaz
  • Hatice

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.7 (12)
9
%32.3 (10)
8
%9.7 (3)
7
%6.5 (2)
6
%9.7 (3)
5
%3.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0