Lackshmama üzüntüyle ülkedeki dulların yaşadıkları korkunç kaderi anlattı: Koca larının ruhunun çıkmasına engel olamadıkları için suçlanıp lanetleniyorlardı, hatta bazen kocalarına büyü yaparak veya onları hasta ederek ölümlerine neden olmakla itham edili yorlardı. Kocaları bir kaza sonucu öldüğünde ölüm sigorta sı almıyorlardı, savaşta öldüğünde de maaş bağlanmıyordu. Dul bir kadın görmenin uğursuzluk getirdiğine inanılıyor du, hatta gölgesini görmek bile kötüye alametti. Bayramlara ve düğünlere katılmaları yasaktı; herkesten saklanmak, yas rengi olan beyaz giysiler giymek ve günahlarının kefaretini ödemek zorundaydılar. Çoğu zaman kendi aileleri tarafından bile sokağa atılıyorlardı.
Smita içini ürperten o rakamı duymuştu: Ülke genelinde her yıl iki milyon kadın öldürülüyordu. Her yıl iki milyon kadın hiç kimsenin umurunda olmadan erkek barbarlığının kurbanı oluyordu. Bu durum dünyanın da umurunda değildi. Bütün dünya onlara arkasını dönmüştü.