Bir hastada uygulanabiliyor bir başkasında uygulanamıyordu; bir hastada aynı yöntemle pek çok, bir başkasında çok az bir ilerleme sağlanabiliyor, nedeni konusunda da asla bir şey bilinmiyordu. Yöntemdeki bu kararsızlıktan daha kötüsü, elde edilen başarılı sonuçların kısa süre sonra ortadan silinip gitmesiydi. Aradan bir zaman geçip de hastadan haber alınacak olsa, eski hastalığının yeniden nüksettiği ya da aynı hastalığın yerini bir başkasının aldığı öğreniliyordu.
Eski bir hekim sözüne göre, ideal bir tedavinin çabuk gerçekleşmesi, güvenilir olması ve hastaya zahmet vermemesi gerekiyorsa Breuer’in yöntemi bu koşullardan ikisini kuşkusuz yerine getirmekteydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu yöntem onunla (ipnozla) çalışan doktor için sonunda monotonlığa dönüşen bir tedavi şekliydi; ….. yapılan bir çeşit amelelikti., bilimsel bir çalışma denemezdi buna, adeta büyücülüktü sihirbazlıktı hokkabazlıktıtı; ama böyle olması, hastanın çıkarı söz konusu olduğunda bir önem taşımıyordu.
telkin , ipnotik olayların başlıca öğesini oluşturur,ipnozun kendisi ise telkinin sonucudur, telkinle ortaya çıkarılan bir durumdur. Berheim, ilgili kişi uyanık durumdayken telkine başvurmuş , bu da ipnoz durumundaki telkinin gördüğü işin aynısını görmüştür.
Sonunda ipnozdan vazgeçtim. Ayrıca ipnoza başvuruldu mu, hastalıkların dinamizmi konusunda bir bilgi edinilemiyor, ipnoz özellikle hastadaki direnmeyi hekimin algılamasından kaçırıyordu. Direnmeyi geri plana itiyor, belli bir alanı analitik çalışma için serbest bırakıyor…….
Dolayısıyla asıl psikanalizin ipnozun yardımını dışlamakla başladığını söyleyebilirim.