İKBÂL

İKBÂL
@iqbalacar
Sonunda, benim gibi bir şahin için yeryüzünde konacak bir yer olmadığına inandım..
cinsel onur
..Yine de kendini bir erkeğe gayrimeşru bir biçimde teslim eden bir kız, hemcinslerinin tümüne karşı bir sadakatsizlikte bulunmuş olur. Fakat bu sadakat sadece sessizce kabul edilmiş ve yemini edilmemiştir; olağan durumda, bundan en çok kendisi zarar göreceği için, bu davranışında kızın aptallığı, kötülüğünden çok daha büyüktür.
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Thomas Hobbes haklıydı.. J.J. Rouaseau yanılıyordu. İnsan doğuştan iyi değildir. İnsan kötüdür. İnsanı dış etkenler kötü yapmaz.. İnsan özünda kötüydü.
Duygu ve Düşünce

İKBÂL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·520 syf.·
79 günde okudu
·
2025 2. kitabı
Ali Şeriati
8.9/10 · 167 okunma
Subjektif Ahlak ve İrade
Doğal olarak âlemde belli bir ölçü ve düzenin olmadığı ve insanın kendini bir görenin ve bilenin karşısında sorumlu hissetmediği ve ince bir muhasebeye tabi tutulacağına inanmadığı zaman, Hafız'ın deyimiyle dünya ve içinde olan her şey, bir hiç olmaktadır. Bu dünyada insan, sadece yaşamayı düşünür. Bu dünyada sadece zevkleri, içgüdüleri, tabiatı görür ve bu esas üzere insanın felsefesi de sadece ihtiyaçları üzere kurulur. Medeniyeti buna bağlı olarak sadece ilerlemeyi genişlemeyi, nasiplenmeyi, refahı, lezzeti öngörür ve sonuç olarak teknolojiyi, iktisadı, bireysel, toplumsal veya ulusal üstünlüğü; sömürgecilik, emperyalizm, askerî güç, kapitalizm, ideolojik kültür ve sanat yoluyla elde etmeye çalışır. Tüketimde sonsuz bir çeşitlemeye modacılığa ve cinsel özgürlüklere, oyunlara, eğlencelere, süslenmelere yönelir, insanlık toplumu para, güç ve seks esası üzere kurulur.
Sayfa 516·Kitabı okudu
Yol yok, yönsüz bir şaşkınlık var, musibet, ateş ve susuzluk iklimi! Fırtınalı, ümitsiz ve sonsuz! Yalnızlık, sessizlik ve dehşet! Öyle topraklar ki bitki yeşermekten korkuyor! Öyle bir hava ki güneşin kaynayan ve köpüklü ağzından cehenneme açılıyor ve sen gitmek için değil, ipekler üzerinde dans etmek için eğitilen ayaklarınla, fırtınalara karşı koymak için değil, bir omuza dayanmak için yaratılan nazik alnınla, soğuk kırbaçları ufuk duvarlarını kırbaçlayan fırtınalara ve cinnet halindeki fırtınalardan kaçan perişan çakıllar seline tahammül etmek için değil, öpmek ve okşamak isteyen nazlı bedenin ve yüzünle... Evet, ey mutlu adam! Ey "kendinde huzur bulan", ey "kendine alışan!" Sen kendi hayatına bak; hayatın mutlulukları ve sevinçleri sana yeter, varlığın ahireti zor ve ağırdır. Kevir'de de şöyle itirafta bulundum: "Ben uzaklardakı dağın arkasında, yeryüzünün ümitsiz ufuklarının ötesinde, taşın bağrında kaynayan çeşmeyi bulmaya gittim. O çeşmenin tatlı ve soğuk damlalarını armağan olarak getireceğim. Sürekli karanlıklarda uçan güvercinlere armağan edeceğim; ama havası yakıcı ve yoğun buharların aleviyle dolu, tabanı, vadisi ve çölleri erimiş, ateşlerin korkunç seliyle kaplı bir yanardağa vardım. Bu yanardağın kırmızı ağzı zincire vurulmuş kızgın bir deli gibi kaynıyordu... Evet, ben bu çeşmeye vardım, benim çeşmem budur. Tapınağımın zindandaki ruhu, yağmursuz asırların susamışı! Testileri kuru ve topraklar içinde öylece geri getirdim. Bu başarısız hicretimden ümitsiz dönüşümde, beni görmeye gelecek olan sana bu testileri vermekten utanıyorum.
Sayfa 474·Kitabı okudu
Reklam