Hiç araştırmadan aldığım kitap aslında aynı isimde izlediğimiz Onur Ünsal'ın tek kişilik performansının metniymiş. Yani yazar Edouard Louis'in otobiyografisi olan bir serinin son kitabıymış. Maalesef ilk ikisini okumadan dan diye sonuncuyu okumuş (ve oyunu izlemiş) bulundum ancak bunun bir problem oluşturduğunu düşünmüyorum çünkü kitap tam bir küçücük fıçıcık içi dolu turşucuk.
Uzun zaman sonra babasını ziyarete giden yazarın iç hesaplaşmaları ile sorgulamalarını okuyorsunuz.
Bunları yaparken babasını yargılamıyor, öfkelenmiyor ve nefret etmiyor çünkü babası başka birisi daha doğrusu kendisi gibi olacakken sistemin ve toplumun ona dayattıklarını yaşayan bir adam haline gelmiş.
•
Okurken bunların hepsinin altında ezilmiş ve sadece görevlerini "söylendiği" gibi yerine getirmeye çalışan bir baba gördüm. Benzerleri veya daha aşırısını yakın çevremiz veya insanlarda görüyoruz. Hatta kendi evebeynlerimizle aynı şekilde yetiştirilmediğimiz gerçeğini düşününce...
•
Toplumsal normlar, hayat şartları, yetiştiği çevre, kodlanan roller ile insanlar pek çok şeyden mahrum kalıyorlar. Bunu gösteren eserde bu noktaların hepsi sorgulanarak cinsiyetçilik, ırçılık, ayrımcılık, nefret, ekonomik kriz gibi konular işleniyor.
Kesinlikle tavsiye edeceğim güzel ve kısacık bir kitap