Elini bir tuttun, bir daha bırakamadın. O senin elini itti, elini sımsıkı tuttu, eline vurdu, elini ısıttı, elini kendi eli bildi, seni sevdi, evet, sana âşık oldu ama bu ne demekti, bu 'ben gidiyorum' demekti. Aşk yerinde durmak bilmez. Bunu sen bildin. Aşkla birlikte gidilmesi gerektiğini sen bildin. O bilemedi. Sen bir oraya bir buraya gitmek istedin onunla. Yaşamı aşk etmek istedin. O, yaşamı yaşamlığında tuttu. Aşkı yaşamdan ayrı tuttu. Süregiden bir yaşamı vardı. Bir de yeni yaşamı oldu. Yoruldu. Seni yordu. Dinlendi. Sen koştun. Sen gittin. Aman yorulmasın diye sen yaptın sen ettin. O durdu. Yayıldı. Yerini sevdi. Elini çekti. Rahatını bozmadı. Sen rahatsız ettin. Rahatsız olmadı. Rahatın kaçtı. Sana âşıktı. Kızdın. Ona âşıktın. Bağırdın. Çağırdın. Gittin. Gelmedi. Bir kez gelmedi mi, aşk işte oracıkta çekti gitti. Nereden buldun o yüreksiz oğlanı?
“Sendeki sende kalacak. Kimseyle ilgili değildi, kimseyle ilgili olmayacak. Aşk onunla ilgili değildi, olmayacak. Yerine başkası gelecek, aşk hep sende olacak. Gelecek olana yer aç.”