İrem Zeybek

İrem Zeybek
Hemşire
319 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·304 syf.··
2021 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2021 12:22
"Onu görmek bana her defasında, hani derler ya yüreğim ağzımda nadide bir şey yakalıyormuşum, büyük bir dikkatle yaklaşmalıymışım duygusu veriyordu. Örneğin, Orman Azameti kelebeği." Şizoid kişilik bozukluğu. Akışta yaşama. Yüzeysel ve kısa süren cinsel deneyimler. Yakın ilişki kurmaktan uzak, duygu ifade ediminde kısıtlılık. Hatta ifade etmekte kısıtlı olduğu duyguları öyle bir boyutta ki, ciddi durumlar karşısında bile durgun tepkiler verebilir. İşte karakterimiz Frederick Clegg. Kelebek koleksiyoncusu olan karakter, kendi yalnızlığına gömülmüş durumdayken takıntı derecesinde beğendiği kızla "yalnızca" hayaller kurma peşinde. Ta ki 73 sterlinlik bahis tutturuncaya kadar... Ta ki aralarındaki engelin -maddi olarak- çözümlendiğini sanana kadar... Ve paradan güç alarak çirkin hayallerini gerçekleştirme yolunda kızı tutsaklığa sürüklemesiyle hikaye başlıyor. Dört bölümden oluşan kitabın 2. bölümü Miranda'nın günlüğünü oluştururken geri kalan bölümler Fred'in dilinden anlatılıyor. Böylece iki zıt karakterin zoraki birlikteliğini bütün çaresizliğimizle apaçık görmüş oluyoruz. Mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm kitabın, beni derinden etkileyen kısmından -Miranda'nın günlüğünden- bir alıntıyla sonlandırmak isterim: "Tuhaf bir düşünce: Bu serüvenin başıma gelmemesini istemezdim. Çünkü eğer kaçabilirsem bütünüyle farklı ve sanırım daha iyi bir insan olacağım. Çünkü kaçamazsam, başıma kötü bir şey gelirse, bu olay başıma gelmeseydi olduğum ve kalacağım insanın, şimdi olmayı arzu ettiğim insan olmadığını bilmeyi sürdüreceğim."
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Reklam
10/10
·238 syf.··
2021 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2021 14:21
"Düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?" Oturdum, İhsan Oktay Anar geçti karşıma aldı eline kitabını anlattı da anlattı. Yoksa Uzun İhsan Efendi miydi anlatan? Bünyamin de kimdi o zaman? Her şey yanılsama, her şey bir düş ürünü müydü sahiden? Kimdim ben? Her şeyin iç içe geçtiği ama mutlaka bir yerde ayrılıp tekrar bütün olduğu eser sizi yerden yere vuracak. Bahsettiği kişilerle aklınızı karıştırıp, bildiğinizi sorgulatacak. Yeniçeriler, padişahlar derken bir de meraklı maymun çıkacak karşınıza. Yetmeyecek kerpetenle dişlerinizi söküp, ölü bedeninizi inceleyecekler. Kuzeyde savaşıp, lağımcı olacaksınız. Dilencilerin arasında dolaşıp para toplamanın esrarlarını görecek, kitapların varlığını hissedeceksiniz. En sonunda da soluğu teşkilatta alıp asıl sırrın varlığını -boşluğunu- göreceksiniz. "Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki, kun-ı kainattan 7079, İsa Mesih’ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı." diye başlamasından ve kurgunun karmaşıklığından korkmamak gerek. Emin olun ki eseri bitirince her şey yerli yerine oturacak. Bu kitap anlatılmaz, anlatılsa tamamlanmaz. Kim ki başına geçip de dinlerse kitabı, o zaman anlar bunca insanı heyecanlandıranı. Ve son olarak "Rendekar'a" karşı çıkarcasına der ki Uzun İhsan Efendi, "Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim. Düşündüğüm için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya."
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,5bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2021 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 22:03
"Gitsek gitsek Nereye gitsek? Yola çıksak Yol tükense Göle gitsek Göl kurusa Çöle gitsek Çöl yarılsa Yağmur yağsa Bereket olsa Kayı Han, Kayı Han Yolunu bulsa Yürüse, yürüse İlini bulsa" Görünüşte küçük ama yüreklerde büyük Kayı Han Boyu.. İdealleri karşısında bitmek bilmeyen inançları ile düşmanlarına karşı cesurca karşı koyan, zekaları sayesinde her çatışmadan alınlarının akıyla çıkan Kayı Han Boyu.. Osmanlı, Osmanlı olmadan nasıldı? Bu günlere nasıl geldi? Ne zorluklar çekildi, ne badireler atlatıldı? Bu ve bu gibi sorulara cevap alacak ve gönlünüzde hüzün, yüzünüzde mutluluk ile kitabı kapatacaksınız. Yavuz Bahadıroğlu'nun kalemiyle akıcı olan eser, bir solukta okunan fakat okurken bitmesin diye de gözünün içine bakacağınız türden. Tarihi sevdiren ve içine çeken romanın olay örgüsünün tadı damağınızda kalacak. Konar göçer Türkmenin, Kayı boyunun devletleşme yolunu Gazi anamızın şu sözlerini alıntılayarak bitirmek isterim: "Büyüyeceksin Kayı Hanlu, şu dereciğin aşağılarda büyümesi gibi, büyüyeceksin Rabbimin izniyle.."
Merhaba SöğütYavuz Bahadıroğlu · Nesil Yayınları · 20212,991 okunma