Bir de Bayıl İstersen Victor
8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:20
Eveeeeet, sonunda o gün geldi, bitmesin diye çok çabaladım (yatarak) ama bitti... Kitapta size spoi vermek hiç istemiyorum, hepinizin okumasını çok istiyorum çünkü, o yüzden spoi vermeden (bu beni ağlatacak) yapmayı arzuladığımız (arzulamak mıı hayırdır ula) kitap vızırdamamıza geçiyoruz. Kitap, bilim kurgu kitabı, ilk baskı 1818 yılına ait (19.yy.da bilim kurgu yazmak nasıl aklına gelebilir kral ya), çevirmen sunuşu+yazar sunuşu+önsöz dahil toplam 251 sayfa (bu söylediklerimi de kesinlikle okumalısınız, ben spoi yememek ve daha iyi değerlendirmek için bunları mutlaka kitaba başlarken değil kitabı bitirince okurum). Bahsedeceğim çok fazla şey var ama nasıl toparlayacağım konusunda zorlanıyorum şu an (her duygunu yaz ama Elif tamam mı canımın içi), öncelikle 19.yy.da bir insanın gerçekten de oturup bilim-kurgu yazabilmesi bana inanılmaz geliyor şu anki yaşantılarımızda yok uzay, yok yapay zeka, yok robotlar derken bir sürü gelişmeye şahit olabilmişken bilim-kurgu yazabilmek bana olağan geliyor çünkü yaşadıklarımızın büyüklüğünden, yaşayacaklarımızın potansiyelini ufacık görmemizle bile bilim-kurguya ulaşabiliyoruz. Ama 1800'lerde böyle bir şeyin hayale gelmesi ve oturup buna bir tasvir biçilebilmesi, üzerine bir olay yazılabilmesi bana inanılmaz geliyor. Hele ki dönem şartlarında kadınların kitap yazma konusunda bırakın teşvik edilmeyi sosyal olarak engellenmiş olmasına rağmen bir kadının kalkıp da bu eseri yazabilmiş olması da bence çok büyük bir şey. Okuduğunuzda anlayacaksınız, o kadar kaliteli bir kitap ki benim aslında kitabı bu kadar geciktirme sebeplerimden biri de bu denli kaliteli olmasıydı, kitabın ilk 80 sayfasında gerçekten çok etkilendim, bu etkiyle hem kitabı çabucak okumak hem de bitirmemek istedim, çok sevdiğim şeylerin bitme ihtimali işin içine
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
9/10
·304 syf.··
2025 36. kitabı
#pandadiyorki Falez ve Kırlangıç İrem Ardıç, 27 yaşında başarılı bir yazar ve senarist. Alışkın olduğu kurgu dünyasından çıkıp kendisinin ve ekibinin gerçek hikayesi olan "Çimen" i yazarken bir noktada tıkandığını hissediyor. İlerlemesine engel olan şeyin ne olduğunu çözmeye çalışırken bir yandan da sevgilisi Emir'in ona evlenme teklif edeceğini hissediyor fakat İrem buna henüz hazır değil. Kafasında yerine oturmayan bir şeyler var. Bu sıkışmışlığın içinde çareyi biraz uzaklaşmakta buluyor. Yol onu Kaş'ta şirin bir butik otele götürüyor. Sonrasında da bir meyhaneye. Ve orada çok tanıdık bir ses gelip buluyor onu. 8 yıl önce kendisini terk eden sevgilisi Miraç'tan başkası değil bu. İrem'in kafasını toplamak için çıktığı bu yolculuk işleri biraz daha içinden çıkılmaz bir hale getirecek gibi. Sırlar ortaya dökülmek üzere O kadar sevdim ki. Bu kadar soft, karakterleri olgun, duyguların bu kadar gerçek işlendiği bir kitap uzun zamandır okumamıştım. Abartı tepkiler yok, gereksiz dramalar yok. Mis gibi bir yaz dizisinin içindeydim sanki. Sadece başlangıçta yan karakterlerin hikayeleri noktasında ufak bir bocaladım. Sanırım karakterler yazarın başka bir kitabı ile ortak. Ama merak etmeyin kendinizi hemen akışa kaptırıyorsunuz. Dönelim o karşılaşma anına. İlk başta bu terk edilme hikayesinin sadece İrem cephesini bildiğimiz için bütün öfkesine, intikam arzusuna, kafa karışıklığına inanılmaz hak verdim. Fakat Miraç Farez öyle bir karakter ki kimse uzun süre ona kızgın kalamaz sanırım. İrem'in o git gelleri, bir türlü emin olamayışındaki hüznü, istemsiz bir şekilde Emir ve Miraç'ı kıyasladığı için duyduğu pişmanlık o kadar güzel işlenmişti ki. Fakat hep bir şeyler olduğunu hissediyorsunuz. Bu ayrılık hikayesinin Miraç kısmında bir şey saklı olduğunu hissediyor ve buna ulaşmak
Falez ve KırlangıçR. Ayça Kavraz · Artemis Yayınları · 202542 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2023 67. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 19:14
Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere @perseusyayinevi İrem Küpeli kaleminden #labaraskuvi isimli kitabı ile geldim. Kitap tek kelime ile mü-kem-mel. Fantastik kurguları bunun yanında bir de korku okumayı sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum. Kitabı,ana karakterimiz Pricilla'nın anlatımı ile okuyoruz.Lahan'da haber muhabirliği yapan Pricilla, babasını kaybettikten sonra,ailesinden annesi ve kızkardeşi dışında kimsesi kalmamıştır. Tabi en yakın dostu Miria' yı es geçmiyorum. Herkesin can bağıyla bağlandığı bir dostu vardır. Pricilla ve Miria' da bu eşsiz dostluğa örneklerden. Bir gece yaşadığınız şehirde garip olaylar döndüğünü düşünsenize.Sokağın birinden geçerken kanlar içinde parçalara ayrılmış cesetler.Git gide artan saldırılardan sonra katillerin Canavar Abraskalar olduğunu öğrenince, Pricilla bunun biraz da polislerin işgüzarlığı olduğunu düşünüyor ve olay yerine, arkadaşı Paul ile göreve gidiyor. Görev esnasında bir Abraska ile karşı karşıya gelen Pricilla, Daha önce duyduğu söylentiler de erkek abraskalar kadınlara,kadın abraskalar erkeklere zarar veriyor diye duymuştu. Ama kadın Abraska'nın ona zarar vermediğini görünce, göreve gelirken ki tahminlerinin doğru olduğunu düşünüp ertesi gün için bir makale yayımlıyor.Yayımlanan makale Abraskalar'ın dikkatini çekip halkın üstüne daha da saldırması olasılığını doğuyordu.İşte olaylar tam da bu makale'den sonra başlıyor.Ertesi gün Şirkette yönetim tarafından yayımlanan makale için uyarı alan Pricilla'nin dikkatleri dağıtabilmesi için tek bir yol vardı.Ünlü moda tasarımcısı Easley Browne ile yeni bir röportaj.Tek sorun Easley ile bu zamana kadar kimse röportaj yapamamış,hatta kimse tek bir fotoğrafını bile çekememiştir.Yakın dostu Miria ile birlikte kendilerince kurdukları mini bir tiyatro da hedef Easley ile tanışıp
Labaraskuviİrem Küpeli · Elpis Yayınları · 202326 okunma
2/10
·416 syf.··
2020 17. kitabı
Yıllar yıllar önce Wattpad'de yarım bıraktığım bir kitaptı. Elime ne geldiyse okuduğum bu günlerde, bu kitaba da bir bakayım dedim ama benim için pişmanlık oldu. Alya değişik bir karakterdi. Kitabın başından sonuna kadar ilk halinde kalsaydı, Sarp karakterine güvenip bağlanmasaydı kesinlikle sevebilirdim ama saçma bir şekilde birden bire Sarp'a çekildi. Tavırları tabiri caizse yüz seksen derece değişti. Sarp karakteri ise sürekli gördüğümüz kötü çocuk klişesinin ta kendisi. Kızlara güvenmez, anca yatar ve ortalıkta siz benim neler yaşadığımı bilmiyorsunuz triplerinde gezinir. Bu kadar kelime bile bu karakteri anlatmaya yetiyor. Kitapta beni sinir eden çok nokta oldu. Bunlardan en aklımda kalanları Alya'nın, Sarp onunla bir sokak arasında birlikte olup sonra senden sıkıldım demesine rağmen yine de Sarp'tan özür dilemesiydi. Bir diğeri de yine bu olayla bağlantılı olarak; Sarp'ın o gün yaptığı şeye verdiği kılıftı. Yok neymiş annesi gibi nankörlük yapmış. Hadi git oradan. Bunun dışında Enes'in ölümü de beni o kadar çekmedi kendine. Bence bu kadar hızlı ölmemeliydi en azından bir hastaneye gidebilseydi, ki sadece karnından yaralanmıştı. Neyse gidiyorum ben.
Tenimdeki İmzaİrem Demirbaş · Epsilon yayınları · 2018674 okunma