İskeleti çıkmış ilişkilerin doğurduğu tosun gibi bir karmaşa! Gel zaman git zaman tırnak arasında kalmış kahramanımızın kafası sürekli itiş kakıştan, ispatlardan, tezlerden, haklıdan haksızdan, ihanetten, sevgiden, aldatılmaktan, yalandan, gerçekten o kadar bunalıyor ki ister istemez bir sonuca varıyor: Artık arkadaş istemiyor...
Git o zaman!
Hiç gelmedim ki ben! Bırak yokluğumu!
O benim en sevdiğim.
Öyle muhteşem ki yokluğun,
Sen bile dolduramazsın.
Öyleyse günaydın bütün sözlerin...
Öyleyse iyi geceler güzel gözlerin...
"Aşk cidden çok garip" diye mırıldandım.
"Aşk kalbinle oynadığın bir kumardır, Defne" dedi Arda.
"Ya bu kumarı kazanır ve mutluluğu yaşarsın, ya da masada varını yoğunu kaybeder, acınla baş başa kalırsın."
"Ben kaybettim sanırım."
"Hayır." dedi İrem."Kayıp falan etmedin."
"Burada böyle oturup karalar bağlayacağına, kalk ve aşkın için bir şey yap.
"Ne yapabilirim ki?" dedim umutsuzca.
"Elimden gelen hiçbir şey yok."
"Var." diye ısrar etti.
"Git."
"Nereye?"
"İzmir'e..."
Yıllar önceydi o. Sevgimi oyuncak sanıp oynadın. Beni, aşkımı, arkadaşlığımızı bile terk ettin. Sevgi bu değil İpek. Sevgi cesaret ister, bağlılık ister. Çocuk değilim artık, kör de değilim. Artık hislerimi görmeyeni, sırf seviyorum diye beni sevmeyeni seçemem. Pişman olmana üzüldüm. Yine de git buradan. Ben artık başka birine aşığım. Ruhu, aklı, kalbi güzel olana. Beni incitmeyeceğine, hep seveceğine daha ilk günden inandığım birine. Meğer aşk inanmakmış, ilk bakışta tamamlanmakmış. Sana tavsiye: Eğer bir gün sen de kibrinden sıyrılıp aşkı yaşarsan onu kaybetme. Güle güle mahalle bakkalında hiç görmemem gereken kız.
Derya Ballı