Birinin hikâyesinde değerli ve iyi kişi olmak, bizim karakterimizin sağlamlığıyla ilgili olduğu kadar muhatabımızın karakteriyle de ilgilidir. Bazen ne kadar iyi olursak olalım, karakterimizi taşıyamayan, kıymetli olanı seçemeyen kimsenin hikâyesinde kötü bir insan olarak kalırız.
Kant'ın Lampe adında pek sevdiği bir uşağı vardı. Filozof ona çok derin bir itimatla bağlı idi. Günün birinde, yıllarca itimat ettiği bu uşağın kendisini muntazaman soymakta olduğunu fark etti ve uşağı derhal kapı dışarı etmek mecburiyetinde kaldı. Tabii pek üzüldü, üzüldü ama hatıra defterine de şöyle yazmış: "Lampe'ı unutmam lazım geldiğini hatırlamam gerek".
Hayatta bir insanın alakalanabileceği mevzular çoğaldıkça mesut olmak imkanı da çoğalır. Çünkü bunlardan birini kaybetse ötekilerle avunabilecektir. Saadet işte bu avunmanın, kendini bir şeye vermenin içindedir.