“Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun?
Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”
“Peki, sen ne görüyorsun bakalım?”
“İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”
Pek çok kadının hâlâ dayak yediği, kadın sığınmaevlerinin dolup taştığı, doğuda genç kızların aile meclisi kararıyla idam edildiği gerçeklerini saklayacaktım elbette. Çünkü bunları konuşmak milli gururuma dokunuyordu.
Zerdüşt üzüldü ve yüreğine dedi ki; "Beni anlamıyorlar, ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim. Belli ki fazla uzun süre yaşadım dağlarda. Çok kulak verdim derelerin ve ağaçların sesine. Şimdi keçi çobanlarıyla konuşur gibi konuşuyorum onlarla."