Örtü, benim için çok önemliydi.
Kadın için en hayırlı olanı, onların erkeklere görünmemelerinde ve erkeklerin de onları görmemesinde bulurdum hep.
Bir gün Babam, dostlarına "Kadın nedir?"diye sormuştu.
"Örtülmesi gereken avrettir," demişlerdi.
Geceye dökülüyor yaşlarım. Gece irkiliyor hıçkırıklarımla. Medine'ye uykuyu haram ettim. Medine gözyaşlarımla kıvranıyor .
Ali'ye geliyorlar.
"Ey Ali!" diyorlar,"Seyyideye söyleyin ya gündüz ağlasın, ya gece. Onun ağlamasından iş yapamaz olduk."
Aşk nöbetleşe gelir mi hiç?
Gözyaşı vakit mi bilir!
Kalp pınarı bu, yol üstü çeşmesi değil ki. Hüznün gecesi, gündüzü mü olur?
Hüzün gündüz demlenir de gece kalpte içilir. Hüzün şiir gibidir, vakti meçhul. Kalbe el atan bir hüzün gibi şiir damlıyor yüreğime.
Ne zaman gecenin bir vaktinde,
Dalın üstündeki kumrunun ağlayışımı duysam Ben de onunla sabaha dek ağlarım.
Andolsun ki bundan sonra hüzün benim tek sırdaşım. Ve yemin ederim ki boynuma takacağım tek gerdanhığım da, Senin için süzülen gözyaşlarım olacak...
Babam, Azrail'e (as) sordu:
"Ümmetimin de canını böyle mi alıyorsun?"
"Ey Allah'ın Resulü, ben hiç kimsenin canını böyle kolaylıkla almadım."
"Ey Azrail! Ümmetime ölüm hâlinde yapacağın şiddeti bana yap. Çünkü onlar zayıftır. Buna güç getirip tahammül edemezler."
Babacığım her an ümmetini istiyordu.
Doğduğu an "Ümmeti" demişti, ölüm anında da "Ümmeti" diyordu
"Ey Cebrail (as), benim üzüntüm, kederim, endişem kendim için değildir. Kur'ân-ı Kerim'i benden sonra kim okuyacak?
Kim namaz kılacak?
Kim oruç tutacak?
Beytullah'ı kim tavaf edecek.
Ümmetim zayıftır. Bana ümmetimden haber ver!
Kıyamet günü onlara nasıl muamele edilecek?
"Ey Allah'ın Resulü, sana müjde olsun ki cennet-i âlâya senin ümmetin girmedikçe başka ümmetlerin girmesi haramdır."
Ey Babam, her zaman ümmetini düşündün. Şimdi de derdin, düşüncen ümmetin. Babam için ümmetinin her biri babanın yavrusu gibiydi, her biri Fâtıma'ydı.
Ey Babam, bunca yükü kalbinde nasıl taşırsın?
Bu kadar şefkati ruhunda nasıl götürürsün?