Şu an Serenad'ı okurken bir yandan yağan karı bir yandan da gecenin karanlığında siyah bir boşluktan ibaret olan Karadeniz'i izliyorum. Max ve Maya'nın Şile'ye gittikleri gün olanlar bir bir zihnimde canlanıyor. Sanki siyah Mercedes'ten onları izliyor gibiyim. Kemanın sesini duyuyorum.
Her kitabın bizim için doğru bir "an"ı olduğuna inanıyorum. Vakti gelmeden o kitabı okursam da tam manasıyla kitabı hissedemeyeceğimi düşünüyorum. Serenad'ı okumamın da tam zamanıymış. Son sayfalardayım bakalım hikaye nasıl bilecek? Zülfü LivaneliSerenad