"...Bazı günler içimde hiç şarkı çalmıyor. Dinliyorum, kulak kesiliyorum ama hiçbir ses duyamıyorum. İşte öyle anlarda istikbalimle ilgili umutsuzluğa kapıldığım oluyor. Bu duyguyu beslememeye çalışıyorum. Çıkıp biraz yürüyüş yapıyorum, güzel bir gün batımına denk geliyorum örneğin, ufaktan toparlanıyorum. Yani bazen zorlamak gerekse de dünyadan umudumu kesmiyorum Osman..."
"...Çince "Li" kelimesi, hem ayrılık hem de armut anlamına gelirmiş. Bu sebeple Çin geleneklerinde sevgililerin ayrılmamaları için bir armudu bölerek paylaşmamaları tavsiye edilirmiş. Şu anda bir armut ağacının tepesindeki evimde oturmuş, nasıl da eğlenerek armut yediğimiz o günü anımsıyorum. Bizi ayıran şeyin bir armut olması fikrini kabullenemiyorum. Başka bir şey olmasını da kabullenemiyorum. Genel olarak kabullenemiyorum Osman..."
Şimdi tutup da "Beni çok üzüyorsun" falan filan demeyeceğim. Üzülmek mesele değil çünkü, üzüntülerle nasıl baş edeceğimi biliyorum. Ama bu kadar çok öfkeyi ne yapacağımı bir türlü bulamıyorum. Kavga etsek belki biraz rahatlarım. Ancak kavga belli bir samimiyet gerektirir. Seninle o kadar samimi olduğumuzu düşünmüyorum.
"...Bomba atma fikrini göze alabilecek veya bomba atma emrini verebilecek insanların var olduğu düşüncesinin yarattığı umutsuzluktur. İçimizde bunu sadece bir avuç insanın dert edindiği düşüncesinin yarattığı umutsuzluktur. Dünyada bu denli şiddet ve katı yüreklilik olmasının yarattığı umutsuzluktur..."