Kitapı uzata uzata okumak istedim ikinci kitabı elime ulaşınca bitirebileyim devamını hemen okurum diye düşündüm ama hee kitap ayrı birbirinden bağımsız anladığım kadarıyla.
Kitabı okurken olaylar elbette oluyor ama son sayfalarda daha baskın ama sizi oraya kadar o kadar güzel alıp götürüyor ki. Tam da kar yağmışken havalar soğukken okunacak bir kitap içinde geçen o soğuğu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Vasya'nın herkese karşı olan ve kendi istediğini yapma üzerine kurulu olan karakteri çok hoşuma gitti. Kitap Vasya'nın annesi Marina'nın annesine benzeyen bir kız doğurmak istemesiyle başlıyor bu kız da tabi ki Vasya . Kimse doğurmasını istemiyor cünkü kadın zayıf ve bir doğumu kaldıramayacağını düşünüyorlar ve öyle de oluyor. Vasya doğup büyüyor Dunya'nın -bakıcısı- anlattıgı masallarla. Ama Vasya bir zaman sonra o masallardaki karakterleri görebiliyor. Çevredekiler buna inanmıyor onun cadı olduğunu büyükannesine çektiğini başlarına kötülük getirmesinden korkuyor. Ama onlarda o masallardaki karakterlerin olduğuna inanıp onlara yemek , su bırakıp güzelce yaşıyorlar. O sırada orda kilisede ki peder ölüyor ve onun yerine gelen kişi bu terslikleri içindeki şeytanı fark edip onları düzeltmek istiyor. Onlara evlerinin köselerine yemek,su bırakmamalarını Tanrı'ya dönmeleri gerektiğini anlatıyor ve ona inan halk bunu yapıyor onlar eve bir şey bırakmadıkça onları koruyanlar aç kalıp güçsüz düşüyor kışlar yazlar çok felaket geçiyor ve aslında olaylar burada başlıyor. Vasya'nın Peder'e karşı çıkıp insanlara ona inanmamasını anlatıyor o yüzden her şeyin bu halde olduğunu söylesede kimse inanmıyor ve her şeyi tek başına düzeltmek için yola koyuluyor. Tanıştığı kişiler yaşadığı olaylara rağmen asla vazgeçmiyor. Daha fazlasìnì anlatırsam spoiler olur gibi anlattıklarım da