Benim olan ne varsa doldurdum ceplerime,
Ağzımda bir kaç kelime küfür,
Aklımda yine sen,
Gidiyorum .
Beceremediğim evlatlığımı,
Başaramadığım iş hayatımı,
Ümidi kestiğim yarınlarımı,
Ceplerime doldurdum,
Gidiyorum.
Üstesinden gelemediğim akrabalık ilişkilerini
Neresinden tutarsam tutayım elimde kalan karı koca hikayesini,
Anne baba olmanın sorumluluk yüklerini,
Heybeme doldurdum,
Gidiyorum.
Bitmek bilmeyen sağlık problemlerini,
Stresten kopardığım tırnaklarımın kenarında duran etleri,
Sıkmaktan kırılan birkaç dişimi,
Çantama doldurdum,
Gidiyorum.
Biri bitmeden diğerini tutuşturduğum izmaritlerimi,
Hatıra olsun diye sakladığım birkaç şiirimi,
Cüzdanımda sakladığım sevdiğim insanların resimlerini,
Çöpe attım,
Gidiyorum.
Parça parça olmuş ümitlerimi,
Beni güzel hatırla
Sayfalarca mektup bıraktım sana
Şiirler yazdım her gece
Çoğunu okutmadım
Sakladım günahını sevabını
İçimden sessizce gittin
Ama bir tek ben duyabildim…
Arza hacet yok, halim sana ayandır.
Dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır.
Söze lüzum yok, susuşum sana kelamdır.
Kelama ihtiyaç yok, aşk sana figandır.
Tanrı’nın olmamı istediği yer burası mı ?
Karanlığın içi mi ?
Karanlık neyle ölçülür ?
Gülüşünü duyamıyorum.
Mesela bununla ölçülür.
Zaman ben senin nerendeyim ?
Beni koyduğun yerde mi ?
Aslında ben şuradayım.
Tam şurada.
Aynadaki aksine arsızca bakan bir canavarın avucunda.