Hayatının baharında toprağa verdiğin o insan, korkunç hir ölümcül hastalığa yakalanır, acınası bir bitkinlikle yatağında yatar, boş boş gökyüzüne bakar, solgun alnında ecel terleri birikir ve sen servetinin onu kurtaramayacağına dair o en derin teessürle hiçbir çabanın son yolculuğuna hazırlanan o cana bir nebze kuvvet veya bir cesaret kıvılcımı veremeyeceği düşüncesinin verdiği korkuyla kalakalırsın.
Yanlış anlaşılmaların ve tembelliğin, dünyada entrika ve kötülükten belki daha fazla yanılgıya yol açtığını bu küçük meseleden bir kez daha anlamış oldum.
Keyifli ve zarif bir biçimde kaybetmenin, bugünü dün kaybettiklerine sızlanmakla ya da yarının muhtemel kayıplarından korkmakla mahvetmemenin, anda yaşamanın, sessiz ve uysal, çayır zambakları ve havada bir kuş gibi olmanın, zor zamanlar için kendini ısıtabileceği mutlu anlar toplamanın alıştırmalarını yapmıştı ve zor zamanların yaklaştığını da hissediyordu.