Yine de, durum buysa, buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aslında küçüklüğümden beri insanlar sürekli şanslı biri olduğumu söylüyor ama bana sorarsanız cehennemde gibi hissediyorum, bana şanslı olduğumu söyleyenlerse benimkiyle kıyaslanamayacak ve ölçülmeyecek kadar mutlu görünüyorlar.
Cengiz Aytmatov’un Selvi Boylum Al Yazmalım adlı kitabını okuma fırsatı buldum. Daha önce filmini de izlediğim için az çok ne okuyacağıma aşinaydım. Her şeyin sadece sevgi olmadığını, yazarın kaleminden çıkan kelimelerle hissetmek oldukça mümkündü. Yazarın samimi, sade ve duygulu anlatımı beni etkiledi.
Samet’in kamyonete olan hevesine rağmen babasına olan düşkünlüğü, sevginin sadece kan bağı değil, emek olduğunu da vurguluyordu. Kitabı okurken beni etkileyen bir kısım da şu oldu: “Size şerefim üzerine yemin ederim, kaza geçiren adamın Asel’in bıraktığı adam olduğunu bilmiyordum. Hoş, bilsem bile aynı yardımı yapardım ya...” Bu cümle, kafamda şu düşüncenin oluşmasına neden oldu: Baytemir’in yerinde İlyas olsaydı, aynısını yapar mıydı?
Son sözlerimi, okumuş olduğum kitap kadar beni etkileyen filmden bir alıntıyla bitirmek istiyorum. Bence bu söz, tüm kitabın anlam ve önemini özetliyordu: “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti...”
Herkese iyi okumalar dilerim.