İrem

İrem
@iremkitap
Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
Puan vermedi·120 syf.··
2026 71. kitabı
Bir İdam Mahkumunun Son Günü, adalet sisteminin insanı hiçe sayan soğuk yüzüne ve idam cezasının vahşetine karşı yazılmış en güçlü manifestodur. Kitap, bir suçlunun infaza giden son altı haftasını, saatlerini ve dakikalarını onun iç sesiyle bize aktarır. Victor ​Hugo, başkahramanın adını, yaşını veya işlediği suçu bilerek gizli tutmuştur. Bu bilinçli tercih, mahkumu sıradan bir suçlu olmaktan çıkarıp, ölüm sırasını bekleyen tüm insanlığın evrensel bir sembolü haline getirir. Eserdeki en çarpıcı sahnelerden biri olan kürek mahkumlarının zincirlenişi ve toplumun idamı bir panayır eğlencesi gibi izleme arzusu, sistemin ve halkın suçluyu ıslah etmek yerine nasıl canavarlaştırdığını gözler önüne serer. Anlatıcının, üç yaşındaki kızı Marie’nin kendisini tanımamasıyla yaşadığı duygusal yıkım ise adaletin sadece suçluyu değil, geride kalan masumları da cezalandırdığını gösterir. Gardiyanların kayıtsızlığı, rahibin mekanikleşmiş duaları okuyucuyu etkiler. Toplum, adaleti sağlamak için bir hayatı vahşice elinden alma hakkına gerçekten sahip midir? Vicdanı sorgulatan ve zamansız bir başyapıt. Mutlaka okunmalı.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,2bin okunma
Reklam
Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
Puan vermedi·280 syf.··
2026 68. kitabı
Olağanüstü yakışıklı ve saf bir genç olan Dorian Gray’in, ressam arkadaşı Basil Hallward tarafından bir portresinin yapılmasıyla başlar. Dorian, bu sırada üst tabakadan hedonist Lord Henry Wotton ile tanışır. Lord Henry, Dorian’ın zihnine gençlik ve güzelliğin dünyadaki en önemli şeyler olduğu fikrini kazır. ​Bunun üzerine Dorian, şu ölümcül dilekte bulunur: Kendisi yerine tablonun yaşlanmasını ve günahlarının bedelini tablonun ödemesini ister. Dileği gizemli bir şekilde kabul olur. Dorian yıllarca hiç yaşlanmaz, en ağır günahları işlese bile yüzündeki saflık kaybolmaz. İşlediği her günah, yaptığı her kötülük ve ruhundaki her yozlaşma, gizli bir odada sakladığı portresine çirkinlik, yaşlılık ve yaralar olarak yansımaya başlar. Dorian'ın bu ağır sırrın yükü altında adım adım deliliğe ve vicdani bir çöküşe sürüklenmesini konu alır. Oscar Wilde bu eserde, insanın toplumdan ve gözlerden saklayabildiği günahların, kendi iç dünyasında, ruhunda nasıl birer canavara dönüştüğünü anlatır. İnsan vicdanını ve özünü yok ederek sadece dış güzellikle sonsuza kadar mutlu yaşayamaz; çünkü en büyük hesaplaşma her zaman kişinin kendisiyledir.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201898,8bin okunma
Bir Noel Şarkısı, Charles Dickens
Puan vermedi·90 syf.··
2026 67. kitabı
Bir Noel Şarkısı, bir bayram hikayesi değil, Viktorya dönemi İngiltere’sinin endüstriyel acımasızlığına, sınıfsal eşitsizliğine ve kapitalist açgözlülüğe yöneltilmiş sert bir toplumsal eleştiridir. Eserin merkezinde yer alan Ebenezer Scrooge; empati yeteneğini tamamen kaybetmiş, parayı insan hayatının üstünde tutan ve yalnızlığı seçmiş bencil bir burjuvadır. Scrooge’un geçmiş, şimdi ve gelecek Noel hayaletleriyle yaptığı fantastik yolculuk üzerinden, insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesini ve vicdani uyanışını anlatılır. Bob Cratchit ve ailesi aracılığıyla yoksulluğun getirdiği çaresizlik ama buna tezat oluşturan sevgi bağı işlenirken, Küçük Tim karakteri toplumun savunmasız, yardıma muhtaç kesimlerini ve üst sınıfların bu kesimlere karşı olan ahlaki sorumluluğunu simgeler. Bireysel kurtuluşun, toplumsal huzurun ancak paylaşma, şefkat ve insan sevgisiyle yani Noel ruhuyla mümkün olabileceğini insani dönüşüm ile anlatır. Okuması kolay ve akıcı bir kitap.
Bir Noel ŞarkısıCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,2bin okunma
Melankoli, Jon Fosse
Puan vermedi·352 syf.··
2026 30. kitabı
Kitabı okurken başlarda çok sıkıldım. Lars’ın zihninde sıkıştım kaldım. Onun zihni, sürekli kıyıya vuran ama asla geri çekilmeyen denizin dalgaları gibi; aynı kelimeler, aynı korkular ve aynı imkansız aşk kıyıya vurup duruyor. Onun için dünya, sadece renklerin ve ışığın birbirine karıştığı o kısa andan ibaret. Lars, bir ressamın gözlerine sahip olmanın ağır yükünü taşıyor; kimsenin göremediğini görüyor. "Ben iyi resim yapıyorum, diğerleri resim yapamıyor." diyen, yaşadığı sanrılarla Tanrı’nın ışığını ve deliliğin siyah ve beyaz rengini keşfediyor. Toplumun dışına itilmiş, başlarda bir adada yalnız kalmış, boya yaptığı kömür ve kıyıya vuran tahtaları arkadaş edinmiş. Kendi zihninin dehlizlerinde kaybolan bir çocuğun, dünyayı anlamlandırmak için sığındığı tek liman resim yapmak olmuş. Lars'ın sıkıcılığına ortak olduğumda, aslında onun yalnızlığına da ortak oldum. Sonunda ona kızmayı bıraktım, onunla beraber üzülmeye başladım. Lars, sadece akıl sağlığını yitirmiş bir sanatçı değil; anlaşılamamış, saf ve çocuksu bir sevilme arzusuna sahip bir sanatçı. Kitabı bitirdiğimde yalnızca bir ressamın trajedisini değil; o mor kadife takımın altına saklanmış, aşık ama kırgın ruhu da gördüm. Jon Fosse, tekrarlarıyla bizi Lars’ın zihnine öyle bir hapsediyor ki; sonunda onun deliliği bizim gerçeğimiz oluyor.
Melankoli 1-2Jon Fosse · Monokl Edebiyat · 2021204 okunma
Yol, Cormac MacCarthy
Puan vermedi·200 syf.··
2026 43. kitabı
Yol; insanı huzursuz eden ama bir o kadar da kendine hapseden bir eser. McCarthy, medeniyetin külleri ortasında bir baba ile oğlun sönmeyen sevgisini öyle bir işliyor ki; okurken en karanlık anlarda bile umudun ne kadar vazgeçilmez olduğunu ve sevginin, hayatta kalma içgüdüsünden bile daha büyük bir güce dönüştüğünü fark ediyoruz. Baba için oğul, sadece bir sığınak değil; Tanrı’nın yeryüzündeki son kanıtı gibi. Onu korumak, artık sadece babalık görevi değil, insanlığın son görevi. Oğlan için ise babası Tanrı ile konuşmak gibi. Tanrı'nın soluğu onun soluğuydu, bu soluk ezelden ebede insandan insana geçtiği halde.
YolCormac McCarthy · İthaki Yayınları · 20191,057 okunma
Reklam