"Ben fiziksel farklılıklardan bahsetmiyorum, Lia. Ben senden bahsediyorum." Öne doğru eğilip kalbimin olması gereken yere dokundu "Burada ve" -titanyum plakaları kaplayan gür,sarı saçlara dokundu.- "burada neler olduğuyla ilgileniyorum"
4.5/5
9/10
Öncelikle herkese merhabalar.
Lia adında bir baş karakterimiz var. Lis bir trafik kazası geçiriyor. Bedeni kullanılmayacak hale gelen Lia,babasının isteği üzerine bir mekanik bir bedene yüklenmeniyor. Daha sonra Lia yürümeyi,koşmayı,konuşmayı ve göz kırpma gibi herkesin yaptığı şeyleri öğreniyor. Lis bir meka olduğu için yemek yeme,nefes alms,tuvalete gitme gibi ihtiyaçları yok. Düşünebiliyor fakat fiziksel olarak hissedemiyor. kısacası Lia'nın bütün hayatı değişmiş durumda. Hem yeniden insan gibi davranmaya hem de mekanik bir şekilde yaşamaya çalışıyor. Bana kalırsa kız tek başına her şeyin üstesinden gelmeye çalışıyor. Ailesi ha var ha yok. Hiçbir şey fark etmiyor. Bana göre destekleri hiç ama hiç yeterli değildi. Tabii birde Zo var,kardeşi. Nefret ettim ondan. Onun olduğu sahneleri okumak dahi istemedim. Sevgilisi desen zaten zor zamanlarında yanında olmadı. Sadece bir iki kere onunlaymış gibi davrandı o kadar. Bu süreçte arkadaşlarının da gerçek bir dost olmadığını görüyor Lia. Yani kısacası yalnız kalıyor,tek başına hayata tutunmaya çalışıyorken karlisina Auden çıkıyor. Onunla arkadaş oluyor. Tek arkadaşı ve tek dostu o oluyor artık. Birde meka olan kısım var yani Lia gibi olan kısım. Onlar da Lia'yı yanlarına,birliklerine çağırıyorlar. Lia onalr gibi olduğunu kabul etmek istemiyor. Hala o eski şımarık,her istediğini elde eden,insanların gözdesi,gösterişli kız olmak istiyor. Ama bu mümkün değil. Kitapda da Lia'nın bunu kabul etmesini, mekalara alışmasını ve insan gibi yaşamaya çalışmasını okuyoruz. Aslına bakarsanız
Hiçbir şey değişmemiş gibi davranmaktan yorgundum. Yapay bir beden ve bilgisayardan bir beyinle bile, hâlâ aynı insanmışım gibi davranmaktan yorgundum.
Önce acı vardı. Acı her yerdeydi. Hiçbir yerdeydi. Ben hiçbir yerdeydim. Yaktı. Ben yandım. Acı ateş gibiydi, acı derimi yakan alevler gibiydi. Sıcak, kavuracak kadar sıcak. Sonra soğuk, buz gibi. Çelik gibi.