Aslında kendini bu denli gizlemek yerine tam tersi bir yol izlemek, iyi niyetini hiç böbürlenmeden sergileyebilmek gerekirdi. Hiç nefret etmeyip hep sevebilmeyi başarsak çok kolay olurdu bu. Zira o zaman sadece başkalarını mutlu edecek, duygulandıracak ve kendimizi onlara sevdirecek şeyleri dile getirmek son derece mutlu edebilirdi bizi!
Heyhat, sevgiden içim içime sığmayarak anneme babama koşturup da genellikle soğuk ya da sinirli karşılandığım anlarda yaşanan o uyuşmazlıklar, iki sevgilinin arasında yaşananların yanında hiçbir şey değilmiş. Şimdikinin ıstırabı hiç o kadar yüzeysel değil, katlanması çok daha güç, yüreğin çok daha derin bir katmanına çöküyor.
Uyurken onun saf soluğunun belli belirsiz bir esinti gibi dinginlik veren mırıltısını duymayı, her an yakalamayı sürdürmek; karşımda kanlı canlı bir varlık bulunduğunun ve onun tamamen bana ait olduğunun göstergesiydi.