Samimi bir insanı pasif bir direnişten daha çok hiçbir şey çileden çıkaramaz. Kendisine karşı direnilen kişi insanlık dışı bir tutum izlemiyor ve direnen de bu edilgenliğiyle hiç mi hiç zarar vermiyorsa, o zaman ilki, ruh halinin daha iyi durumlarda, uslamlamayla çözmesi olanaksız bir şeyin üstesinden gelebilmek için haklı olarak hayal gücüne başvuracaktır.
Çağımızda her ülkede "adalet"in tarafsız olmadığı ileri sürülmektedir. Demokratik ülkelerde bir akım "Burjuva adaleti" nden söz ederken sosyalist ülkelerde bir başka akım "yöntemli adalet"ten şikayetçidir. Bu iki karşıt yermede ortak olan şudur: Siyasal rejimi ne olursa olsun her ülkenin "Ceza adaleti"nde gerçek düşünce özgürlüğü, insanca saygı yitirilmiştir. Böyle olunca adaletten kaçmak veya kaçmamak ilginç bir konu haline gelir.
Oylama yoluyla adalet (!). Hakimlerden biri karara muhalif kalırsa bu onun karara inanmadığını gösterir. Bir hakimin dahi şüphe ettiği kararın doğruluğunu, topluma nasıl kabul ettireceğiz?