Böyle bir ülkeden ne beklerdiniz? Altına, gümüşe, mücevhere boğulmuş kadınlar mı? Erkekleri olmadığı için nesli tükenmek üzere mi? Ağır işler yapamıyorlar mı? Kendilerini geliştirememişler mi?
Bu sorularınızı tekrar gözden geçirmenizi dilerim. Zira bu kitaptaki kadınlar her şeyin üstesinden öylesine güzel bir şekilde gelmiş ve kendilerini geliştirmiş ki her sayfada beni kendi sistemlerine hayran bırakan mantıkları var.
Duygudan yoksun davranışları ilerleyen sayfalarda beni yaralasa da üstün, bitmek bilmeyen merakları belli ki kendilerini bu noktaya taşımış.
Çocuk doğurma yöntemlerini daha farklı şekilde bekliyordum. Kitabın en mantığa uzak noktası buydu benim görüşümce.
“Kadınlar, yüklerini kendileri taşıyamadıkları için size taşıtmazlar. Siz kendinizi ‘erkek’ kalıplarında hissedin diye taşıtırlar.” Bu ana fikirli bir cümle okumuştum. Bu kitabın ana fikrini de buna yakın buldum.
Okumanızı, kendinize kitaptan kadınlar ve kadınlık hakkında ders çıkarmanızı tavsiye ederim.