Büyük iddialar kurmadan küçük anların değerini hatırlatmaya çalışan hafif bir kitap. Okurken derin bir analizden çok, günlük hayatın içinden gelen basit ama iyi hissettiren fikirlerle karşılaşıyorsun. Zaman zaman fazla yüzeysel kalsa da, kafa yormadan moral yükseltmek ve kısa bir mola vermek için okunabilir bir kitap.
Duygular en çok neyi sever?
Belki de anlaşılmayı… Hiç açıklamak zorunda kalmadan, olduğu gibi kabul edilmeyi. Yorulmadan, saklanmadan, değiştirilmeden var olabilmeyi.
Bu kitap, duyguların en saf haline dokunuyor. Küçük cümlelerle büyük şeyler hissettiriyor. Okurken kendine daha nazik olmayı hatırlıyorsun sanki.
Yumuşacık, içten ve kalbe iyi gelen bir kitap
Belki de en çok o zaman gerçek olurlar. Gürültü sustuğunda, roller düşüp maskeler indiğinde… içimizde sakladığımız her şey usulca ortaya çıkar. Özlemek, korkmak, sevmek ya da kabullenmek… Hepsi sessizliğin içinde kendi dilini bulur.
Bu kitap, kimse görmezken içimizde büyüyen o duyguların izini sürüyor. Bazen bir cümlede kendini buluyorsun, bazen bir satırda kalbin sıkışıyor. Ama en çok da şunu fark ediyorsun: En gerçek halimiz, kimse bakmazken ortaya çıkıyor.
Çok tatlı, çok içten ve bir o kadar da tanıdık… Okurken kendinle karşılaşacağın bir kitap