Evet aşk neydi?Güllerin arasından esen bir rüzgâr,yok yok kandaki sarı fosforlaşma.Aşk yaşlıların kalbini bile yerinden hoplatan cehennem ateşi sıcaklığında bir müzik,akşam çökerken kocaman açan bir papatya ve bir dokunuşta,bir nefeste kapanan anemon çiçeğiydi.
Tarık Tufan kitaplarını her okuduğumda hikayesinin tam ortasına beni çekmeyi nasıl başarıyor bilmiyorum ama her kitabını sahnenin en önünde dinleyip izliyorum sanki hatta bunun yanında kitabın bizzat içine girip karakterle beraber o ruh haline bürünüyorum.Âşıklara yer yok kitabında da yine harika bir kurgu ve olayların/durumların sarsıcı bağlantısı dikkat çekiyor.Duygudan duyguya çekip götüren,başta sadece bir aşk hikâyesini anlatacak gibi dursada aslında hayattan kimi zaman bile bile kaçtıklarımızdan,gerçekleri kabul etmemekte ısrarcı oluşumuzdan ve herkesin kendinden bir şeyler yakalayacağı hem umut hem hüznü bir arada hissedeceği başarılı bir roman olmuş kesinlikle okunmalı (bu arada Kaybolan kitabındaki Hakan ve Sonay'ı bu romana minik de olsa dahil etmek ve bize akibetlerinden haber vermek çok güzel bir değinme olmuş).