Tom Jarndyce buraya sıkça gelirdi. Dava görülürken ya da görülmesi beklendiğinde buralarda dolaşmaya vermişti kendini, küçük dükkan sahipleriyle konuşur, onlara ne olursa olsun Chancery'den uzak durmalarım söylerdi. 'Çünkü' derdi, 'bir değirmende ağır ağır öğütülmeye benzer; hafif bir ateşte ağır ağır pişirilmeye benzer; tek tek arılar tarafindan ölene kadar sokulmaya benzer; damlalarla boğulmaya benzer; azar azar delirtir insanı.' Tam şu genç hanımın durduğu yerde az kalsın canına kıyacaktı. [Chancery, davaların bazen 100 yıl sürdüğü halk mahkemesi]
"Nereye gitmek isterdiniz?" diye sordu.
"Heryere gidebilirizl" dedim.
"Her yer hiçbir yerdir," dedi Küçük Jellyby küt diye yolun ortasında durarak.
"Olsun, biz yine de bir yere gidelim," dedim.
Ada güldü, ben ateşe bakarken kolunu boynuma doladı, bana sessiz, tatlı, iyi bir mahluk olduğumu ve kalbini kazandığımı söyledi. "Çok düşüncelisin Esther," dedi, "ama aynı zamanda çok da neşelisin! Hiç belli etmeden bir sürü şey yapıyorsun! Bu evi bile bir yuvaya çevirebilirsin."
Benim saf şekerparem! Aslında kendi kendini övdüğünden ve beni gözünde böyle büyütmesinin nedeninin kendi yüreğinin iyiliği olduğundan öyle habersizdi ki!
Çok kibardı; valizlerimin başka bir arabaya nakledilmesine nezaret ettikten sonra benim de binmeme yardım ederken ona bir yerde büyük bir yangın mı var diye sordum. Çünkü sokaklar yoğun kahverengi bir dumanla öyle doluydu ki göz gözü görmüyordu.
"Hayır, küçük hanım," dedi. "Bu, Londra'nın bir özelliğidir."
Böyle bir özellik hiç kulağıma çalınmamıştı. "Sis, küçük hanım," dedi genç beyefendi.
"Tabii ya! "dedim.
Bayan Rachael ayrılırken hiçbir şey hissetmeyecek kadar halinden memnundu ama ben o kadar memnun değildim, acı acı ağladım. Onca seneden sonra onu daha iyi tanımam ve ayrılırken üzülmesini sağlayacak kadar kendimi sevdirmem, gerektiğini düşündüm. Taş bir sundurmadan süzülen kar suyu gibi soğuk bir veda öpücüğünü alnıma kondurduğunda kendimi o kadar sefil ve kabahatli hissettim ki ona sarılıp bana böyle kolayca hoşçakal diyebilmesinin tek suçlusunun ben olduğumu söyledim!