Yunan mitolojisinde İris, sadece bir çiçek değil; adını gökyüzünün en renkli köprüsünden, yani gökkuşağından alan Gökkuşağı ve Haber Tanrıçasıdır.
O, tanrıların kralı Zeus ile suların tanrıçası Hera’nın en sadık habercisidir. Kanatları altından örülmüştür ve gökyüzünde bir uçtan bir uca süzülürken arkasında muazzam bir renk cümbüşü, yani bir gökkuşağı bırakır. Görevi, Olympos Dağı'ndaki tanrıların mesajlarını yeryüzündeki ölümlülere ve hatta yer altı dünyasına taşımaktır. O yeryüzüne her ayak bastığında, bastığı topraklarda rengarenk, asil ve büyüleyici çiçekler açarmış... İşte bugün süsen olarak bildiğimiz bu çiçekler, İris’in yeryüzündeki ayak izleridir.
Mor renkli irisler özellikle asaleti, bilgeliği ve inancı simgeler. Antik dünyada insanlar, sevdikleri insanların mezarlarına, Tanrıça İris’in ruhlarına cennete giden yolda rehberlik etmesi ve onlara yeryüzünden güzel haberler taşıması için bu çiçekleri dikerlermiş.
Bir çiçeğin yapraklarında gökyüzünün köprüsünü, köklerinde ise yeryüzünün en eski hikayelerini taşımak... Kitapların sayfaları arasında kaybolurken yeryüzünün bu zarif habercisine rastlamak harika bir his.