9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:19
Kitabın başında takip etmelte biraz zorlandım. Geçmişi ve şimdiyi farklı karakterlerin gözünden okumakbiraz kafa karıştırıcı ama bir yerde oturuyor. Yazar Hamnet kitabındaki gibi karakterle kendimizi öyle bir bütünleştiriyor ki sanki kendiniz yaşamışçasına burnunuz sızlayabiliyor bazı satırlarda. Esme'nin yaşamının 60 küsur yılının acımasızca elinden alınması yetmemiş gibi bir kadının yaşayabileceği en büyük acılardan biri yaşatılmış ona. Hem de belki de hayatta en güvendiği insan tarafından. Bunun yanı sıra kaderin acımasızlığı: Bir yandan hep yuva kurmak, evlenmek isteyen çeyiz düzen bir genç kız, diğer yanda erkeklere dönüp bakmayan aklı bir karış havada kız kardeşi. Böyle olmaz zorunda mıydı dedirtiyor. Kitabı çok beğendim. Özellikle 162. sayfada Kitty ve doktorun konuşmasında hiç beklemdiğim ters köşe iyle birlikte kitabı elimden bırakamadım... keşke Alex ve Iris'i biraz daha okuyabilseydik.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,931 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 4074. kitabı
Sonunda seriyi bitirdim ve maalesef benim için beklentilerin çok altında kalan bir final kitabı oldu. Açıkçası 200-250 sayfada rahatlıkla anlatılabilecek bir hikâyeyi 560 sayfaya yaymak bana oldukça gereksiz geldi. Kitap boyunca gün gün ilerleyen anlatım bir noktadan sonra iyice tekrara düştü. Sürekli aynı sorunlar, aynı konuşmalar ve aynı döngüler içinde dönüp durduk. Bir ara gerçekten "artık bir şey olsun" diye sayfa çevirdiğimi fark ettim. Bitmesi gereken yerde bitmeyen kitaplardan biri oldu benim için. Serinin genelini düşündüğümde de fikrim değişmedi. Bana göre fazla abartılmış bir seri. İnsanların neden bu kadar sevdiğini hâlâ anlayabilmiş değilim. Benim için serinin en iyi kitabı ikinci kitaptı, onu da çok büyük bir hayranlıkla değil, severek okumuştum. İlk kitaptan zaten hiç hoşlanmamıştım. Bu son kitap da beklentilerimi karşılayamayınca seriyi genel olarak vasat bulduğumu söyleyebilirim. Bu kitapta üç kardeşin ortancası olan Cal'ın hikâyesini okuyoruz. Açık konuşacağım; Cal karakterini hiç sevemedim. Belki geçmişi zordu, belki babasından yıllarca psikolojik şiddet gördü, belki sürekli aşağılandı ama yine de karaktere karşı bir sempati geliştiremedim. Çünkü benim sevemediğim karakter tiplerinden biri tam olarak buydu. Sorunlarıyla yüzleşmek yerine kaçan, mücadele etmek yerine pes eden ve çözümü alkolde ya da başka zararlı alışkanlıklarda arayan karakterlerle bağ kuramıyorum. Cal'ın yaşadığı şeylere üzülmedim demiyorum. Elbette zor şeyler yaşamıştı. Ama sürekli aynı döngünün içinde kalması beni çok yordu. Kendini yetersiz hissediyor, sonra kaçıyor. Bir hata yapıyor, sonra yine kaçıyor. Bir şeyler yoluna girecek gibi oluyor, sonra yine aynı davranışları sergiliyor. Bir noktadan sonra karakter gelişimi görmek istedim ama bunu yeterince göremedim. Özellikle Lana'yı
Son TeklifLauren Asher · Olimpos Yayınları · 20231,316 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·352 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 18:27
Tekrar Dream Harbor kasabasından sıcacık bir hikayeyle, Archer ve Iris'in dünyasına eşlik ettim . Bu seriyi ne zaman okusam gerçekten kendimi bir kasaba sakini gibi hissediyorum; kasabanın dedikodularını ve aşk hikayelerini hep merakla bekliyorum. Gelelim Iris ve Archer'a... İlişkileri başta enemies to lovers gibi başlasa da birbirlerine çok çabuk ısındılar. Iris, Archer'ın 5 yaşındaki kızı Olive'e bakıcılık yaparken aralarındaki çekim de büyüdü. İkisi de birbirinden hoşlanırken neden bu kadar korkup geri durdular anlamış değilim . Muhtemelen Iris'in geçmişte yaşadıkları ve kırgınlıkları buna sebep oldu. Archer ise baba olduğunu yeni öğrenmiş, bir yandan Olive'e nasıl iyi bir ebeveyn olacağını çözmeye çalışırken bir yandan da o eski meşhur pankek tarifinin peşinde... Ama Iris'in hayatlarına girmesiyle birbirlerine o kadar güzel destek oldular ki! Sonu da çok tatlı bağlandı, aşklarının ikinci meyvesine de kavuştular hehe. Serinin bir sonraki kitabı olan "The Gingerbread Bakery"i çok merak ediyorum. Sıra artık Annie ile Mac'in aşk hikayesinde! 🫚️
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202629 okunma
Puan vermedi·472 syf.··
2026 4073. kitabı
Serinin ikinci kitabını da bitirdim. Açık konuşacağım; ilk kitabı pek sevmeyen azınlıktan biriyim. Hatta o kadar hayal kırıklığına uğramıştım ki ikinci kitaba başlamayı bile düşünmüyordum. Ama seriyi okuyan çoğu kişinin favorisinin bu kitap olduğunu görünce bir şans vermek istedim. İyi ki de vermişim çünkü ilk kitaptan kesinlikle daha başarılıydı. Öncelikle anlaşmalı evlilik konusuna zaafım olduğunu söylemem lazım. Ne kadar klişe olursa olsun, iyi işlendiğinde büyük keyifle okuyorum. Bu kitap da tam olarak bu trope üzerine kurulu. Declan ve Iris'in hikâyesini okumak genel anlamda keyifliydi. Özellikle Iris'i oldukça sevdim. Güçlü, çalışkan ve kendi ayakları üzerinde duran bir karakterdi. Bazen beni sinirlendirdiği yerler oldu ama genel olarak davranışlarının mantığını anlayabildim. Declan ise kitabın büyük bölümünde tam anlamıyla bir işkolikti. Bazı sahnelerde gerçekten saçını başını yolduracak kadar sinir bozucuydu. Ancak karakter gelişimini görmek hoşuma gitti. Kitabın başındaki adamla sonundaki adam arasında belirgin bir fark vardı ve bunu okumak keyif verdi. İlk kitaptaki zorlama komedi anlayışı ve sürekli komik olmaya çalışma çabası beni çok rahatsız etmişti. Bu kitapta ise yazarın bu konuda kendini geliştirdiğini düşündüm. Declan ve Iris'in atışmaları çok daha doğal ve zekiceydi. Hatta bazı sahnelerde gerçekten güldüğümü itiraf etmeliyim. Aralarındaki diyaloglar hikâyeyi taşıyan en güçlü noktalardan biriydi. Romantizm kısmına gelirsek, Iris'in duygularını çok daha inandırıcı buldum. Onun hislerinin yavaş yavaş geliştiğini görebiliyorsunuz. Declan tarafında ise biraz eksiklik hissettim. Bir noktaya kadar hiçbir şey yokken bir anda "hoşlanıyorum, âşığım" seviyesine geçmesi bana çok ani geldi. Sorun karakterde değil, daha çok yazarın bu geçişi yeterince iyi
Beklenmedik KoşullarLauren Asher · Olimpos Yayınları · 20232,171 okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
İris ve Roman, rakip iki gazeteci, sadece birisi köşe yazarı olacak. İkisi için de bu pozisyon çok önemli, ikisinin amacı da aynı farklı dünyalardan gelseler de. Köşe yazarı olmak için her şeylerini ortaya atacakları bu rekabette hayatın onlara sunacağı sürprizden habersizler. Serinin ilk kitabı İris'in abisi Forest'ın Tanrıların Savaşı'nda savaşmak için cepheye gitmesi ile başlıyor. Bu gidişin ardından ise İris ve annesinin hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Okulu bırakmak zorunda kalan İris gazetedeki işinde çalışırken Roman ile köşe yazarlığı rekabetinde her şeyini vermeye hazırdır. Tıpkı Roman gibi... Roman ise zengin bir ailenin çocuğu. Ancak zıtlıkların birleştirici gücü ikisinin de kaderini yazmaya başlamıştır. İris, cepheye giden abisine ulaşmak için daktilosunda yazdığı mektupları evlerindeki gizemli gardıropa koyduğunda mektupların abisinin eline ulaştığını düşünür. Taa ki mektupların ulaştığı kişi kendisinin Forest olmadığını söyleyene kadar. Gelen cevaptan sonra ise aralarında zamanla kendi hayatlarını, duygu ve düşüncelerini kaleme aldıkları büyülü mektuplaşmalara dönüşür. Tanrıların Savaşı'nı, Roman ve İris'in yaşadıkları ve aşkın gelişini kendisine has kalemi ile aktarmış yazar eserinde. "Bence hepimiz zırh giyiyoruz. Bence giymeyenler aptallık ediyor, dünyanın keskin kenarları tarafından tekrar tekrar yaralanmanın acısını yaşama riskine giriyorlar. Ama bu aptallardan öğrendiğim bir şey varsa o da savunmasızlığın çoğumuzun korktuğu bir güç olduğu. Zırhını çıkarmak, insanların seni olduğun gibi görmesine izin vermek cesaret ister. Bazen ben de senin gibi hissediyorum: İnsanların beni olduğum gibi görmesi riskini göze alamam. Öte yandan zihnimin derinliklerinde bir ses var, bana sürekli, "Bu kadar ihtiyatlı davranarak çok şey kaçırıyorsun," diyor." ( I
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,220 okunma
7/10
·416 syf.··
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 01:08
#ebedirekabet son zamanlarda okuduğum en iyi üsluba sahip roman. Yazarın kalemi o kadar hoşki, yazdığı her kelimeyi okurken adeta zaman kayıp gidiyor. Nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz. Sonrasında okuduğunuz kitapların metni artık size daha yavan geliyor. Ancak ne yazık ki Ebedi Rekabet fantastik bir kitap olarak tanıtılıyor. Oysaki kitapta tanrılar için savaşılması ve bir iki büyülü olay dışında fantastik pek bir unsur bulunmuyor. Kitabı olağanüstü bir fantastik dünyaya sahip sananlar için ise bu durum hayal kırıklığı yaratabiliyor. Oysa kitabın ana karakterleri tamamıyla sıradan. Irıs ve Roman kitabın iki ana karakteri. Onlar 18-19 yaşında, aynı gazete için çalışan iki editör ve aralarında bitmek bilmeyen bir rekabet var. Tabii bu rekabet çok uzun sürmüyor ve çok kısa bir süre sonra yerini güzel duygulara bırakıyor. Kitapta en çok Roman karakterini ve onun sevgisini sevdim. Irıs’e olan sevgisini keşfederken aynı zamanda kendini keşfedişine de şahit olmak çok güzel. Özellikle kitabın ikinci yarısında onları birlikte görmek kitabı olağanüstü bir şekilde akıcı hale getirdi. İlk yarısında ise biraz yazar evreni tanıtmakla ve hikayeye girmekle meşguldü. Bu yüzden yer yer sıkıldığım oldu. Ancak sonrasınra hızlıca toparlandı ve kısa bir sürede kitabı bitirebildim. Ama tekrar söylemekte fayda var bence kitap fantastik bir romandan çok, tarihi bir roman gibiydi. Özellikle çiftin muhabir olarak savaşa gittikleri kısımda bunu daha çok hissettim. Kitabın en güçlü yanı ise yazarın kalemiydi. Duyguları aktaran müthiş bir kalem. İkinci kitabı alıp okur muyum emin değilim çünkü sonraki kitaba dair baya bir bilgiye sahibim ve başrolleri bir arada fazla görmeyeceksem okumak istemem. En çokta onların aşkını sevdim çünkü. Bookstagram: kosankitap
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,220 okunma