Sevdanın Denizi
7/10
·176 syf.··
2026 18. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 16:00
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere duygusal bir o kadar üzücü ve dram barındıran bir hikaye ile geldim. Bu kitap otistik çocuğa sahip olan bir annenin zorlu mücadelesinden bahsediyor. Kitabı en fazla iki günde bitirebileceğinize eminim. Okunması güç bir eser değil. Yazar açık seçik gayet sakin bir dille yazmış kitabı. Kendisi aslen Kayserili ve benim hemşehrim. Ama Ankara'da yaşamına devam ediyor. Evlenmeden önce bende orada ailemle yaşıyordum. Gel gelelim kitabımız ne anlatıyor? Sevda ve Muhsin evlendiklerin de ilk çocukları Deniz ve ikinci çocukları da Canan dünyaya geliyor. Deniz otistik ve işitme engelli bir kızken Canan sağlıklı zeki ve anlayışlı bir kız çocuğudur. Sevda'nın ilk kızı Deniz ile mücadelesi yaşamı boyunca sıkıntıları artarak devam ediyor. Yeri geliyor çocuğundan dayak yiyor, yeri geliyor bir sürü fedakarlıklar yapmak zorunda kalıyor. Kendi yaşamına dair hiçbir anlam ifade etmese de çocuğu için elinden gelenin fazlasını yapıyor. Bu süreçte eşi kendisine sadece maddi destekte bulunurken anne ve babası hatta kardeşleri ve kuzenleri yanından ayrılmıyor. Sevda kimseye yük olmak istemeyen gururlu bir kadın olduğu için bu ağır yükün altında kimin zaman eziliyor kimi zaman isyan eder hale geliyor olsa da iyilikten hiçbir zaman vazgeçmiyor. Bu dönemde eşi son ay boyunca onu aldattığını ve başkasını sevdiğini evdeki sorunlarla uğraşmak istemediğini bunu kaldıramadığını başkasıyla evlenip ondan beklediği oğluna kavuşmak istediğini dile getiriyor. Sevda ikinci bir yıkım daha yaşasa da eşinden gelen maddi kaynaklarla yaşamına devam etmek zorunda kalıyor. Canan tıp okuyup kendini geliştirirken Deniz için bir şey yapılamıyor olmasına ve onun için diğer kızına zaman vakit ve ilgi gösterememesine üzülüp dursa da elinden daha iyisi gelmiyor. Etkin bir eğitimle çok
Roman
Sevdanın DeniziSevim Yılmaz · Sisyphos Yayınları · 201925 okunma
Puan vermedi·216 syf.·
2026 341. kitabı
Virginia Woolf kimdir? Hayatı Edebiyattaki yeri nelerdir? Hadi bakalım, "Adeline Virginia Stephen, ya da bildiğimiz adıyla Virginia Woolf, 28 Mart 1941’de, İkinci Dünya Savaşı’nın bütün hızıyla sürdüğü günlerde, Sussex’teki evinin yakınındaki Ouse Nehri’ne gider, ceplerini taşlarla doldurduktan sonra bir daha geri dönmemecesine kendini sulara bırakır, ilkgençlik yıllarında başlayan ve “manik depresif” olarak adlandırılan hastalıkla yoğrulan huzursuz yaşamına son verir. Virginia Woolf’un roman ve öykülerinde kendi hayatının izdüşümleri apaçık görülür. Romanlarının çoğu biyografiktir ya da kahramanları en yakınındaki, en etkilendiği kişilerdir. İlk romanı olan Dışa Yolculuk’tan başlayarak hemen hemen bütün yapıtlarında onun kişiliğini, gerek insanlarla gerek toplum kurallarıyla ilgili olarak kafasını meşgul eden meseleleri, kendi gününün" "kalıplaşmış roman anlayışına aykırı üslubunu görebiliriz. Woolf’un ana temalarından olan kadın-erkek eşitsizliği, kadının toplumdaki “piyano çalmak-nakış işlemek-kitap okumak”la yetinen rolüne ve bu rolün ne kadar eksik ve kısıtlı kalışına yönelik düşünceleri, toplum düzenine, özellikle İngiliz toplumuna yönelik eleştirileri, daha Dışa Yolculuk’ta açıkça yer alır. Bu romanda aynı zamanda Woolf’un sonraki yapıtlarında ısrarla işleyeceği cinsellik, insan ruhunun irdelenmesi, tıp ve doktorlar gibi bazı konuların tohumları da atılmıştır. Woolf’un Viktorya çağı aile yapısına sahip bir evde büyümesi de onun bütün romanlarında karşılığını bulmuş, özellikle siyasi açıdan topluma bakışını bu yetiştirilme tarzı biçimlendirmiştir.""Babasının 1904’te ölmesi ve kendisinin geçirdiği ağır sinir krizi nedeniyle kliniğe gönderilmesiyle başlayan olaylar silsilesi onun özel ve yazarlık yaşamını etkilemiştir. Üvey ağbisinin tacizi, daha sonra
Roman-Edebiyat
Ah, VirginiaMichael Kumpfmüller · Nora Kitap · 202140 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·56 syf.··
2022 14. kitabı
Kitap bir dönem ülkemizde yasaklanmış ve hala İran’da yasaklı kitaplar arasında yer almaktaymış. Eser de bir ırmakta yaşayan balığın özgürlüğe ulaşma çabasını, kendi hayatını kurtarmasını anlatıyor. Etrafında ailesi dahil herkesin baskısına, sabit düşünce fikrine karşı gelmesi, ve kendi yolunu çizmesini anlatıyor. Yasaklanma sebebi de herkes gibi şartları kabullenemeyip, direnmesi ve sorgulaması olması. Her ne kadar çocuk kitabı olarak geçse de bir o kadar yetişkinlere de hitap etmektedir.
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma
8/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Spoiler içerir!!! «Bir zamanlar annesiyle ırmakta yaşayan küçük bir karabalık vardı». Peki ya ne oldu da, küçük karabalık her şeyi bırakıp gitmeye karar verdi? Annesiyle güvenli bir yaşam sürdürüyordu. Ne uğruna vazgeçti? «Balik birkaç gündür düşünceli ve çok az konuşuyordu». İşte burda aslında her şey başlıyor. İçimize kapanmak, çevremizi tartıp - düşünmək, merak etmek, sorgulamak. Toplumun bize gösterdiği yolu deyilde, başka bir yolu aramak. «Irmağın nereye kadar gittiğini görmek istiyorum. Biliyor musun anneciğim, aylardır bu ırmağın sonu neresi diye düşünüp duruyorum... Nihayet, qigip ırmağın sonunu bulmaya karar verdim. Başka yerlerde neler olup bittiğini bilmek istiyorum», — küçük karabalık uykudan uyanmış, farkindalik kazanmış zihni temsil eder. Elbette, derenin dışına çıkmak fikri, kimsenin hoşuna gitmez. Yaşlı balıklar kendi yolunu çizmek isteyen küçük karabalıka akıl öyretmeye çalışırlar. Ama mümkün mü böyle bir şey? Belki çoğu zaman evet, insan ne istediğini bilmiyorsa, vazgeçmesi çok kolaydır. Peki özgürlüğü isteyen, herkes gibi yaşamak istemeyen, yaşamın ne olduğunu arayan biri için nasıl? Yuvayı terk etmek çok zordur, ama bireyin çocukluk evresinden çıkıp kendi yolunu çizmesi için zorunludur. Sancilidir, ama bizim özgür olmamız için önemlidir. Ve küçük kara balık yola cikar. Bu, sadece bir varoluş değilde, yaşamaya anlam katmak çabasıdır. --- Benden bu kadar. Aslında anlatacak çok şey var, ama bu kadarı da yeterli. Kısacası, yazar sadece bir "iskelet" sunar, o iskeleti ete kemiğe büründüren, ona ruh veren her okurun kendi iç dünyasıdır. Yani, hikayelerin içeriği hep size bağlıdır. Benim görüşüm bundan ibarettir. Bu hikaye, çocuklar için masal ola bilir, ama bir yetişkin okursa, felsefe konularının icinde bulur kendini. Anlamlı bir ölümün,
Alıntı
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma
10/10
·576 syf.··
2026 6. kitabı
İlk kitap herkesi rs’ye sokmuş fakat beni sokmadı hatta kitap sular seller gibi akıp geçti. Okumaktan çok korkuyordum ama boşa korktuğumu anladım. Ahu o kadar güzel bir kadın kii… Çok üzülüyorum ona. Kenan itinin de Allah belasını versin. Neyse kitap çok güzeldi. Ahu ile Timur ayrı,diğerleri ayrı hoşuma gitti. Defne de çok iyi karakter ve çok iyi arkadaş bence. Biricik de hikayenin masumlarından. Irmak’ta. En üzüldüğüm onlar. SPOİİİİ!!!!!! Hülya kadar haysiyetsiz bir karaktere rastlamadım. Hele hele de karısı hastayken kuma getiren Mahir’i hiç anlamayacağım. Allah akıl fikir versin. Valla Hülya her Irmak’a kızdığında içim parçalandı. Sanki kendi hayatı. Sinir oluyorum böyle insanlara. Bu kitapta iyi ki var dediğim karakterlerden biri de Civan’dı. Aşırı derecede iyi bir karakterdi. Radyodan göndermeli şarkılar bölümü çok komikti. SPOİ BÖLÜMÜNDEN SONRA; Bence kitabı okumayan korkmayın okuyun
Bülbül Kapanı ILoresima · Ephesus Yayınları · 20243,710 okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Mor Dağların Balası ‎ ‎“Mor Dağların Balası” Yazar Tarık Torun’un yirmiye yakın eserinin içerisinde ki üçüncü hikâye kitabıdır. KDY Yayınları etiketiyle Temmuz 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. On beş hikâyenin yer aldığı kitap, yüz iki sayfa hacmindedir. “Mor Dağların Balası” kitap ismi, aynı zamanda kitapta yer alan ilk hikâyenin ismidir. Ayrıca kitabın, Aras’a ithaf edildiğini görmekteyiz. ‎ ‎Kitap da hayata dair çok çeşitli konular hikâye edilmektedir. “Kasabaya yetiştirilmeye çalışılan kadın doğum hadisesi, karşıt görüşlü iki gurubun söz düellosu, köy - yayla hayatı, etme bulma dünyasını örneklendirme, askere gidiş serüveni, baba sevgisi, ırmakta boğulmaktan kurtulma, hayvan otlatma, çobanlık. Bunlarla beraber köyden şehre göç, gecekondu hayatı, özellikle Ankara serüveni, şehir ve köy hayatının iç içe geçmesi, memuriyet hayatı, kitap sevgisi, korsan kitap mevzusu, misafirlik, öğretmenlik, hasta-doktor, bir dönemin şifacıları” bunlar gibi birçok konunun hikâyelere konu edindiğini görmekteyiz. Köy, kasaba dediğimiz özellikle tabiat güzelliği bakımından şen şadıman bir yeşillikte, menevişli hazlar yaşanılan güzel bir ortamdadır yaşanılanlar. ‎ ‎Hikâye anlatımlarında genellikle dış anlatıcı sesini duymaktayız. Ama zaman zaman başkarakter üzerinden bir anlatımda yer almaktadır. Aynı zamanda bazı hikâyelerde yazarın sesini de duymaktayız. Bu hikâyeler bir yönüyle anı tadındadır diyebiliriz. Öyle ya dünyamız bir boyutuyla daha çok hatırdan ve hatıradan müteşekkildir değil midir? Anlatımların geneli yazarın yaşadığı yerlerle ve zaman dilimiyle örtüşmektedir. Hikâyelerde geçen görüntülü telefon, arama motoru ve sanal ortam gibi kimi ifadelerden günümüzün hikâyelerine yer verildiğini de görmekteyiz. Hikâyelerde farklı zamansal geçişlere de şahitlik yapıyoruz. Elbette
Mor Dağların BalasıTarık Torun · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma