Tanrı onu yanında istedi, diyor rahip bir gün ayinden sonra, Agnes’ın elini tutarak.
Agnes hırlayacak gibi, adamı vurmamak için kendini zor tutarak hırsla rahibe dönüyor. Bende yanımda istiyordum, demek istiyor, Tanrı sırasını bekleseydi.
…
“Neyse mühim değil,” diyor Agnes soluk soluğa, yemlerini tıkınan domuzların yanında kocasıyla cebelleşirken. “Zaten biliyorum. Oltaya takılan balık gibi, o yere takılıp kaldın sen.”
“Nereye? Londra’ya mı?”
“Hayır, KAFANIN İÇİNDEKİ O YERE. Uzun zaman önce orada koca bir ülke, göz alabildiğince uzanan bir manzara görmüştüm. Oraya gittin ve ORASI ARTIK SENİN İÇİN HER YERDEN DAHA GERÇEK. Hiçbir şey seni oradan uzaklaştıramaz. Bunu görebiliyorum.”
…