İnsan ister sokaklarda, isterse ipek çoraplar içinde yetişmiş olsun, kolaylıkla "aşırıya kaçabilir". Yanlış arkadaşlar, gösterişler, acının azalması, korumacı davranışlar, insanın kendi ışığının donuklaşması, bütün bunlar birikimlerine bakmadan insanları bulabilir.
Her insanın içinde bir peygamber uyuklar ve o uyandığında, dünyadaki kötülük biraz daha artar...
Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiştir ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. Her insan, kendinin bir şey önereceği anı bekler: Ne önerdiği önemli değildir. Bir sesi vardır ya, o yeter. Ne sağır ne dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz...