bazı gece yarıları uyanır, beni kendisini seyrederken bulurdu. yüzümü okşar, burnumu oynatır ya da göğsüme sokulur, yine uyurdu. içim büyür, içimde dolunay olur, önünden ince bir bulut geçer, bedenim manzaraya dar gelir, burun direğim sızlardı.
ne olmuştu da “seninle dünyanın her yerine gelirim.” diyen müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. nerelere gidiyordu? gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? hangisi müzeyyen’di? ya da müzeyyen kimdi? ilk tanıdığım kimdi, şimdiki kim?