Zor insanları kafanıza ve evinize sokmayacağınıza, onlara huzurunuzu yıkma gücünü vermeyeceğinize söz verin. Bu andan itibaren, huzurunuzu olası bir yıkıcının ellerine teslim etmektense, duygularınızın yönetimini üstlenin.
Charles Darwin şunu saptamıştı: “Ahlak kültüründeki olası en yüksek aşamaya düşüncelerimizi kontrol etmek zorunda olduğumuzu kavradığımızda ulaşırız.” Hayatın çok daha hoş başka yanları üzerinde odaklanmak varken, asap bozucu durumlara boğulmanın bir anlamı var mı?
Psikologlar, kendinizi nasıl düşünürseniz öyle olacağınızı söylerler. José Ortega y Gasset aynı şeyi şöyle ifade eder: “Bana dikkatinizi neye ayırdığınızı söyleyin, size kim olduğunuzu söyleyeyim.” Eğer kafanızı hayatınızdaki nefret edilecek insanlara takarsanız, siz de nefret edilecek bir insan haline gelirsiniz.
Sonuçlan ne kadar hoş olmasa da, bunun bilinçli bir hata olmadığını bilirsiniz.
“Bu işi halledebilirsen, olaya kapanmış gözüyle bakabiliriz. Arkadaşlığımız benim için arabadan daha önemli."
Sizin yaşamınızda kim teşekkürü hak ediyor? Onarılması gereken ilişkiler yok mu? “Barışı kurmaya son tahlilde tabandan başlamak gerekir” diyordu M. Scott Peck. “Sizinle başlamalıdır!” Ertelemekten vazgeçin. Şimdi beş dakikanızı ayırın ve telefonu alıp bir arkadaşınızı arayın ya da uzun zamandır yazmanız gereken bir tebrik kartını kaleme alın. Bunu yaptığınız için hiçbir zaman pişman olmayacaksınız; yapmazsanız pişman olursunuz.
“Yaptığımız şeylerden duyduğumuz pişmanlık zamanla yatışabilir; asıl teselli bulmayan yapmadığımız şeylerden duyduğumuz pişmanlıktır.”
- SYDNEY J. HARRIS