İrem

Olur da hayatının bir ânında kendinle hesaplaşman, bu dünyada kim olduğunu, ne yaptığını ve yaşamının ne anlam ifade ettiğini sorgulaman gerekirse, ölmek üzere olan bir adama son günlerinde yaşattığın olağanüstü sevinci sakın ola ki küçümseme. Sen bana daha önce hiç tatmadığım bir mutluluk yaşattın; daha fazlasını istemeye hakkımın olmadığı, dingin ve doygun bir mutluluk. Ve içinde bulunduğum şu anda, bu tek kelimeyle muazzam bir şey.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir hekimin görevi ölümü savuşturmak ya da hastaları eski yaşamlarına kavuşturmak değildi. Önemli olan yaşamı altüst olmuş bir hastanın ve ailesinin koluna girmek ve ayaklarının üstüne basıp durumla yüzleşmelerini ve kendi hayatlarının anlamını keşfetmelerini sağlamaktı.
Sayfa 150·Kitabı okudu
Ölümün sorumluluğunu üzerine almış ve beni kendimi dönüştürebileceğim bir noktaya taşımıştı. Beyin cerrahı olmak için yola çıktığım eğitim hayatında zirveye ulaşmış, sadece beyin cerrahı olmakla kalmayıp bilim insanı olmuştum.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Çünkü ben buydum. Çünkü farklı bir şekilde yaşamayı öğrenmek zorundaydım. Ölümü göçebe bir davetsiz misafir gibi görerek; ama ölmek üzere olsam bile, gerçekten ölene kadar hâlâ yaşadığımı unutmadan!
Sayfa 137·Kitabı okudu
İnsanın kendi ölüm ihtimaliyle yüzleşmesinin bu kadar yıkıcı, bu kadar tahrip edici olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Şimdi yerimde gençlik günlerindeki o ateşli delikanlı olsa, "ruhumun nalbantında soyumun yaratılmamış vicdanını dövmek" isteyebilirdi belki. Ama şu anki ruhumun çekici kırılgan, ateşi cılızdı; öyle ki kendi vicdanımı bile dövmekten acizdi. (James Joyse'un Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi adlı eserinden alıntı."Milyonuncu keredir yola çıkıyorum, yaşantının gerçekliğiyle karşılaşmak ve ruhumun nalbantında soyumun yaratılmamış vicdanını dövmek için")
Sayfa 136·Kitabı okudu